Journals / Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi / 2017 / Cilt: 31 - Sayı: 1
ABD'DE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE ENERJİ GÜVENLİĞİ BAĞLANTISI
- Pages
- 71–84
- DOI
- —
Abstract
Today, more than ever before, the changing global climate is defined as a new direct and multifaceted issue threatening the national security of all countries. Considering the effects of climate change, especially through extreme weather events, the situation seems quite serious. The future of humankind and our planet may be in jeopardy due to it. Thunders, droughts, forest fires and floods have caused environmental impairments and longerlasting drought not recycled and this situation has adversely affected the food, water and sanitation security of millions of people and mass migration has happened for more than a decade. The worst and devastating effects of these problems that are belonged to largely the responsibility of developed countries, mostly are seen, or will see, developing countries which have scarce natural resources and limited facilities to adapt to these challenges caused by climate change. They are state's most costly and destructive natural disaster. Conversely, there are possibility which the problems created by climate change can lead to conflicts and tensions among the states and communities, especially on the world's most unstable regions, as well as threatening economic and political stability, that is, peace and tranquility. This study is both to emphasize the close relationship between energy and climate security and put clearly forward to what extend does national security affect by climate change. Both policies are carried out over the world together. The U.S. climate security politics based on energy demand, in this framework, is to discussed and analyzed on this basis of at present in this study
Özet
Küresel ölçekte değişen iklim, bugün her zamankinden daha fazla, tüm ülkelerin ulusal güvenliklerini tehdit eden yeni, doğrudan ve çok yönlü bir mesele olarak tanımlanmaktadır. Özellikle aşırı hava olayları nedeniyle iklim değişikliğinin etkileri dikkate alındığında, durumun oldukça ciddi olduğu görülmektedir. İnsanlığın ve gezegenin geleceği, bundan dolayı tehlike altında olabilir. Kasırgalar, kuraklıklar, orman yangınları ve seller, geri dönüşümü mümkün olmayan çevresel bozulmalara ve uzun süren kuraklığa neden olmakta ve bu durum, milyonlarca insanın gıda, su ve sağlık koruma güvenliğini olumsuz yönde etkilemekte ve on yıldan daha fazla bir süredir kitlesel göçlere yol açmaktadır. Gelişmiş ülkelerin büyük ölçüde sorumlu olduğu bu sorunların en kötü ve yıkıcı etkileri, doğal kaynak kıtlığı yaşayan ve iklim değişikliğinin yol açtığı bu (gibi) sorunlarla mücadele etmede sınırlı olanaklara sahip olan gelişmekte olan ülkelerde çoğunlukla görülmekte, görülecektir. Onlar (bu sorunlar), ülkelerin en maliyetli ve yıkıcı doğal felaketidir. Diğer taraftan, iklim değişikliğiyle yaratılan (bu) sorunların, ekonomik ve siyasal istikrarı, yani barış ve huzuru, tehdit etmesinin yanı sıra, özellikle dünyanın en istikrarsız bölgelerinde, ülkeler ve topluluklar arasında çatışmalara ve gerginliklere yol açabilme olasılığı bulunmaktadır. Bu çalışma, hem enerji ve iklim güvenliği arasındaki yakın ilişkiyi vurgulamakta ve hem iklim değişikliğinin ulusal güvenliğe ne ölçüde etkilediğini ortaya koymaktadır. Her iki politika, dünyada birlikte gerçekleşmektedir. Bu çalışmada enerjiye dayalı ABD'nin iklim güvenliği politikaları tartışılmakta ve bu çerçevede bugüne dayalı olarak analiz edilmektedir