Journals / Art-Sanat Dergisi / 2015 / Cilt: 3 - Sayı: 3
MUSEUM AND ARCHEOLOGY AS A FORMAL AND CONCEPTUAL ELEMENT IN CONTEMPORARY ART
- Journal
- Art-Sanat Dergisi
- Pages
- 161–171
- DOI
- —
Abstract
A significant portion of today's artists focuse on such issues as archeology, museum, archive and memory.Some of the artists refer to the methods of these disciplines, thereby questioned the reliability of historiography; some of them address the issue of "public space and privacy"; some of them criticize the functioning of the art environment from the contex of these topics. According to them, there is a qualitative parallel between the contemporary art galleries and ethnographic or archaeological museums: western world exhibits the cultural assets of its colonies and classifies them according to its own perceptions; this situation is similar with the subjective attitudes of contemporary art curators and passivity of the encounters of contemporary art. These artists have no interest in the functional and contextual dimensions of archaeology, ethnography or anthropology disciplines; they even discharge these elements intentionally. They handle archeology as a form. This form creates imaginary time periods and unifies different time layers. Produced works are sometimes like a personal museum of the artist or an excavation of a life form which never existed
Özet
Günümüz sanatçılarının önemli bir kısmı "arkeoloji", "müze", "arşiv", "bellek" gibi konular üzerinde durmaktadır.Bazı sanatçılar bu alanların uygulama biçimlerine gönderme yaparak tarih yazımının güvenilirliğini sorgulamakta, bazıları "kamusal alan ve mahremiyet" konularını ele almakta, bir kısmı da direkt olarak sanat ortamının işleyişini eleştirmektedir. Onlara göre çağdaş sanat galerileriyle, etnografya veya arkeoloji müzeleri arasında nitel bir paralellik vardır: batı dünyasının, sömürgeleştirdiği yerlerin kültürel varlıklarını sınıflandırıp kendi algısınca teşhir etmesindeki voyörist tavrı, çağdaş sanat küratörlerinin subjektif tutumlarına ve sanat izleyicisinin edilgenliğine benzetirler. Bu sanatçıları arkeloji, etnografi, antropoloji gibi bilim dallarının uzmanlarından ayıran, bu alanların içeriğini ve işlevini bir kenara bırakmaları, hatta istemli olarak içini boşaltmalarıdır; sözkonusu sanatçılar arkeolojiyi bir biçim olarak ele alırlar. Bu biçim hayalî zaman dilimleri oluşturur, farklı zaman katmanlarını içiçe sokar. Üretilen yapıtlar bazen sanatçının kişisel müzesi, bazen de gerçekte hiç var olmamış bir yaşam formunun kazı alanı olarak karşımıza çıkar