Journals / Artroplasti Artroskopik Cerrahi (Yeni Adı: Eklem Hastalıkları ve Cerrahisi) / 1998 / Cilt: 9 - Sayı: 2

Treatment results in radius distal tip fractures

Radius distal uç kırıklarında tedavi sonuçları

Pages
101–108
DOI
—

Abstract

TREATMENT RESULTS IN RADIUS DISTAL TIP FRACTURES Purpose: To discuss the results obtained from the cases applied various treatment methods according to the fracture type in our clinics. Patients and Methods: 62 of totally 100 cases of various types according to AO classification were applied immobilization by means of closed reduction and cast (36 classical, 26 neutral position), and 38 of them were treated surgically. The mean follow up period was 22.37 months. Volar tilt, radial angulation and radial length measures obtained postoperatively and at the last controls from the radiograms were compared among themselves and with the normal wrist. Clinically, wrist motion range was measured and the power of pinch and grasp was measured by means of a hand dynamometer and they were compared with the normal wrist. The data obtained were evaluated clinically according to the Gardland-Werley and radiologically according to the Stewart criteria. Comparisons were made statistically by means of student-t test and variance analysis. Results: Radiologically, in classical position castings 94.44%, in neutral position castings 88.47%, in surgical treatment 89.47%; and clinically, in classical position castings 72.22%, in neutral castings 96.15%, and in surgical treatment 84.21% perfect and good results were achieved. Discussion: With the determination of stability and instability concepts in radius distal tip fractures, in addition to conservative treatment, surgical treatments also gain importance. It is indicated that the most important factor in achieving good results is the restoration of radial length, and the most important factor in getting bad results is the restoration of radial length, and the most important factor in getting bad results is the residual dorsal angulation. Conclusion: The treatment method in radius distal tip fractures should be chosen according to the type of fracture. It was observed that the dorsal angulation was the most difficult to correct, and that the radial angulation and radial shortness were the easiest to correct. Also it was seen that the volar tilt values obtained especially in classical position couldn't be preserved in conservative treatment.

Özet

Oldukça sık görülen, kalıcı şekil ve fonksiyon bozukluklarına sebep olabilen radius distal uç kırıklarının tedavisinde çeşitli yöntemler uygulanmaktadır. Kliniğimizde kırık tiplerine göre değişik tedavi yöntemleri uyguladığımız olgulardan elde edilen sonuçları tartışmayı amaçladık. Radyolojik olarak AO sınıflamasına göre değişik tiplerden olan toplam 100 olgunun indikasyonlarına göre 62'sine kapalı redüksiyon ve alçı ile (36 olguya klasik pozisyonda, 26 olguya nötral pozisyonda) tesbit, 38'ine de cerrahi tedavi uygulandı. Ortalama 22.37 ay süre ile takip edilen olgularda operasyon sonrası ve son kontrollerde çekilen direkt radyografilerden elde edilen volar tilt, radial açılanma ve radial uzunluk ölçüleri hem kendi aralarında hem de sağlam taraf ile karşılaştırıldı. Ayrıca son kontrollerde klinik olarak da elbileği hareket genişliği ölçüldü ve bir el dinamometresi ile çimdikleme ve yakalama gücü ölçülerek sağlam tarafla kıyaslandı. Elde edilen bulgular klinik olarak Gartland-Werley, radyolojik olarak da Stewart ve ark.'nın skorlama sistemine göre değerlendirildi. Karşılaştırmalar istatistiksel olarak student-t testi ve varyans analizleri ile yapıldı. Radyolojik olarak, klasik pozisyonda alçı yapılanlarda % 94.44, nötral pozisyonda alçı yapılanlarda % 88.47, cerrahi tedavide % 89.47; klinik olarak ise klasik alçılamada % 72.22, nötral alçılamada %96.15, cerrahi tedavide % 84.21 mükemmel ve iyi sonuç alınmıştır. Radius distal uç kırıklarında tedavinin, kırığın tipine göre seçilmesi gerektiği, en zor düzeltilen parametrenin dorsal açılanma, en kolay düzeltilebilenlerin ise radial tilt ve radial kısalık olduğu gözlemlenmiştir. Konservatif tedavide, özellikle klasik elbileği pozisyonu uygulanan olgularda elde edilen volar tilt değerlerin korunamadığı, tedavi öncesi klinik ve radyolojik olarak daha kötü olmalarına rağmen cerrahi olarak tedavi edilen grupta nispeten daha başarılı olunduğu kanısına varılmıştır.