Journals / Arkeoloji ve Sanat / 2020 / Cilt: 163 - Sayı: 163
A HYBRID BUILDING TYPE THAT ORIGINATES FROM THE INTERSECTION OF CIVILIZATIONS: PODIUM TOMBS
- Journal
- Arkeoloji ve Sanat
- Pages
- 59–68
- DOI
- —
Abstract
Anatolia, where different cultures live together through war, trade or other communication situ ations in almost every period of history, has always been open to cultural interactions and hybridideas. In the architectural context, this corresponds to a world where traces of different cultures areseen at different levels. The podiumed tomb monuments in the 6th century BC seem to probablytake place within this context. The two great cultures of the period, the Persian and Greek culture,encountered in Anatolia and have created a new architectural form that has traces of two cultures. No architectural structures like monumental tombs can be seen in Anatolia until the 6th century BC,but the two buildings built in this century are the hallmarks of a new architectural understanding, anew tradition. These two monuments on a podium are the Taş Kule (Stone Tower) in Phokaia andthe Pyramid Tomb in Sardis. These monuments, whose dates and owners are unknown, are associated with the Persians in eachreference. The main reason for this was the formal similarities with the tomb of Persian King Kyrosin Pasargadae, who had conquered Anatolia. Another reason is, they are probably built on theAnatolian expeditions of the Persians. Despite of the ambiguity of the construction date , the generalopinion is that the tomb of Kyros, who died in 530 BC, was made after this samples in Anatolia. The podium tombs were not a temporary experiment in the sixth century BC, from the classicalperiod to the Hellenistic period, they were especially preferred for the construction of the gravesof many important people in southwest Anatolia. In this process, although the general structureform was taken from the 6th century BC, it seems the upper building and decoration language areincreasingly Hellenized.
Özet
Tarihin neredeyse her döneminde farklı kültürlerin savaş, ticaret veya başka iletişim durumları aracılığıyla ilişkiler kurarak birarada yaşadığı bir coğrafya olan Anadolu, bu özelliği dolayısıyla her zaman kültürel etkileşimlere ve melez fikirlere açık olmuştur. Bu durum mimari bağlamda, yapıların farklı düzeylerinde farklı kültürlerin izine rastlanmasının istisna olmadığı bir dünyaya karşılık gelir. Bu çalışmanın odaklandığı podyumlu mezar anıtlarının MÖ 6. yüzyılda ortaya çıkmaları da bu çerçevede gerçekleşmiş gibi görünmektedir. Dönemin iki büyük kültürü olan Pers ve Yunan kültürü Anadolu’da karşılaşmış, öncülü olmayan, iki kültürün de izlerini taşıyan yeni bir mimari biçimin ortaya çıkmasını sağlamışlardır. MÖ 6. yüzyıla kadar Anadolu’da mezar anıtı sayılabilecek mimari yapılara rastlanmaz, ancak bu yüzyılda yapılan iki yapı yeni bir mimari anlayışın, yeni bir geleneğin habercisidir. Podyum üzerinde yükselen bir yapı biçimindeki bu iki anıt, Phokaia’daki Taş Kule ve Sardes’teki Piramit Mezar’dır. Yapılış tarihleri ve kime ait oldukları kesin olarak bilinmeyen bu anıtlar, değinilen her kaynakta Perslerle ilişkilendirilir. Bunun nedeni, Lidya Devleti’ni ortadan kaldırıp Anadolu’yu fetheden Pers Kralı II. Kyros’un Pasargadae’deki mezarıyla biçimsel paralellikler taşımaları ve büyük olasılıkla Perslerin Anadolu seferleri zamanında inşa edilmiş olmalarıdır. Yapılış tarihlerindeki muğlaklık formun izini sürmeyi güçleştirmekle birlikte genel kanı MÖ 530 yılında ölen Kyros’un mezar anıtının Anadolu’daki örneklerden sonra yapıldıkları yönündedir. Podyumlu mezar anıtları, MÖ 6. yüzyıldaki ortaya çıkışlarının ardından parlayıp sönen bir yıldız gibi geçici olmamış, Klasik dönemden Helenistik döneme kadar özellikle güneybatı Anadolu’daki birçok önemli kişinin mezarlarının inşasında tercih edilmişlerdir. Bu süreçte genel yapı formu MÖ 6. yüzyıldan alınmakla birlikte üst yapı ve bezeme dilinin gittikçe Helenleşmiş olduğu görülür.