Journals / Ankara Üniversitesi SBF Dergisi / 2002 / Cilt: 57 - Sayı: 3

World Bank's New Strategy for the Global Market: Governance

Dünya Bankası'nın Küresel Pazar İçin Yeni Startejisi: Yönetişim

Pages
151–179
DOI
—

Abstract

"Governance" has become a widely used concept especially by international finance institutions after the World Bank has characterized the current situtation in Africa as a "crisis of governance" in 1989. From that date on, the concept of governance has been appreciated as the "name" of a politics which supports the "democratic" decision making process both at the national and the international levels. Values such as "transparency", "accountablity", the rule of law" and "participation" become prevalent as the primary elements of governance and the thought that both national and international politics have been shaped around these concepts gained dominance. In this article, it is asserted that the conceptualization of governance in that way is nothing but a "rethoric" which legitimizes rendering the developing countries more dependent on the global capitalist market by international financial institutions. This article limits itself with the World Bank's governance and civil society project and tries to shed light on this hidden aspect of governance.

Özet

"Yönetişim", Dünya Bankası'nın 1989'da Afrika'da varolan durumu bir "yönetişim krizi" olarak tanımlamasından sonra güncelleşen ve diğer uluslararası finans kuruluşlarınca da benimsenen bir kavram oldu. Bu tarihten itibaren, yönetişim kavramı gerek ulusal gerekse uluslararası karar alma süreçlerinde "demokratik" mekanizmaların yaşama geçirilmesini destekleyen bir politikanın "adı" gibi değerlendirilmeye başlandı. Yönetişimin temel unsurları olarak "şeffaflık", "hesap verme", "hukuk devleti", "katılım" gibi değerler ön plana geçirildi ve hem ulusal hem de uluslararası politikaların bu kavramlar etrafında yeniden biçimlendirildiği düşüncesi yaygınlaştı. Bu makalede, yönetişimin bu kavramlaştırılma biçiminin tamamen bir "retorik" olduğu ve bu retoriğin, gelişmekte olan ülkelerin uluslararası finans kuruluşları aracılığıyla, küresel kapitalist pazara daha fazla bağımlı kılınmasını meşrulaştırdığı tezinden hareket edilmektedir. Makale, Dünya Bankası'nın yönetişim ve sivil toplum projesiyle sınırlı olacak bir şekilde, yönetişimin bu gözden ırak kılınmaya çalışılan boyutunu bir nebze olsun aydınlatmaya çalışmaktadır.