Journals / Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi / 2001 / Cilt: 28 - Sayı: 2
The significance of salivary contamination on the bond strength of one-bottle bonding agent on enamel
- Pages
- 201–206
- DOI
- —
Abstract
The Introduction of the total-etch technique and recent developments in the chemistry of adhesives have improved the success of the adhesive cementation. The salivary contamination which has been taught to be one of the failure reasons of adhesive technique have gained a different concept with one-bottle bonding agents. This study examined the shear bond strength to enamel of one-bottle bonding system when contaminated with saliva at various stages in their application. Thirty-five maxillary central incisors were embeded into self-curing acrylic resin blocks with their labial surfaces remaining upward and the enamel surfaces were abraded to have a flat enamel surface for the bonding test. The teeth were randomly divided into five groups. One group was prepared as the control (K) and the other two groups either received salivary contamination after acid etching (R) or adhesive application (D), before the resin cement building which was made by using a teflon index, 3.5 mm in diameter and 5 mm in height. In remaining two groups, acid ethcing (A) and adhesive application (C) were repeated after the saliva contamination.The samples were immersed in distilled water at 37°C for 24 hours prior to shear loading. The load was applied via still rod, acting parallel and close to the flat tooth surface, in Llyod testing machine at a rate of 1 mm/min until debonding occured. Shear bond strength data were subjected to Kruskal-Wallis variance analyse and no statistically significant difference was observed among the groups (p>0.05). The one-bottle adhesive system was found to be relatively insensitive to salivary contamination.
Özet
Total pürüzlendirme tekniğinin tanınması ve adezivlerin kimyasal yapılarındaki son gelişmeler, bağlantı ajanları ile yapılan adeziv simantasyonu daha avantajlı duruma getirmiştir. Adeziv tekniğin başarısızlık nedenleri arasında görülen tükrük kontaminasyonunun, tek aşamalı bağlantı ajanları ile farklı bir boyut kazandığı ileri sürülmektedir. Bu çalışmada farklı aşamalarda oluşan tükrük kontaminasyonunun tek aşamalı bağlantı ajanının mineyle olan makaslama bağlantı direncine etkisi değerlendirildi. 35 adet maksiller santral kesici diş, labial yüzeyleri açıkta kalacak şekilde, akrilik rezin bloklara gömüldü ve labial mine yüzeyleri, düz bir mine yüzeyi oluşturulacak şekilde aşındırıldı. Dişler daha sonra rastgele seçilerek, her grupta 7'şer örnek olacak şekilde 5 gruba ayrıldı. Bir grup kontrol amaçlı olarak (K) hazırlanırken; iki gruptaki örnekler, rezin siman uygulamasından önce, asitle pürüzlendirme (B) veya bağlantı ajanı (D) uygulaması sonrasında tükrükle kontamine edildi. Geriye kalan iki grupta ise, tükrükle kontaminasyon sonrasında asitle pürüzlendirme (A) veya bağlantı ajanı uygulaması (C) tekrarlandı, örnekler 37°C'de 24 saat süreyle distile suda bekletildikten sonra, test cihazında çelik bir uç yardımıyla, diş yüzeylerine paralel olacak şekilde, 1 mm/dak hızla yüklendi. Elde edilen makaslama bağlantı değerlerinin Kruskal-Wallis varyans analizi ile değerlendirilmesi sonucunda, gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmadı (p>0.05). Tek aşamalı adeziv sistemin farklı safalarda oluşturulan deneysel tükrük kontaminasyonundan etkilenmediği sonucuna varıldı.