Journals / Ankara Law Review / 2009 / Cilt: 6 - Sayı: 2

Bayındır v. Pakistan and the decline and fall of investment treaty claims on international construction projects

Pages
83–106
DOI
—

Abstract

A recent international arbitration case involving a Turkish construction firm highlighted the dangers of making claims under international investment treaties; however this is not the only case. This article analyzes three similar international arbitrations involving construction contracts that implicate the International Center for the Settlement of Investment Disputes (ICSID). These contractors are entities who may have suffered, or who may be suffering, at the hands of a governmental entity under their international contracts and who are looking for a remedy under public international investment treaty law beyond their contractual dispute clauses (which may be less than satisfactory). The aspirations of these contractors for treaty redress may now have been curtailed as a result of these three cases. The cases also reveal a new trend in the applicability (or rather lack of applicability) of public international investorstate arbitration law to construction projects, particularly pure construction projects, as compared to construction concession agreements. The outcomes in these cases stand as a warning to all international contractors that they need to exercise extreme caution before they venture into making international public law investment treaty claims, because investment treaties will not provide protection from contractual matters, one of the prime defenses by the nation State to construction claims. By a showing that the contractor is on time, that changes are the owner's responsibility, that these changes impacted the critical path, and that there was no reasonable probability that the contractor could be considered in default, the contractor '5 is in a position to show that the actions of the state entity were not contractually motivated but were in fact treaty violations.

Özet

Yakın zamanda cereyan eden ve bir Türk inşaat şirketinin taraf olduğu tahkim davası, uluslararası tahkimin tehlikelerine dikkat çekmektedir, ancak bu dava tek değildir. Bu makale, birbirine benzeyen ve inşaat sözleşmesini konu edinen üç ICSID davasmı analiz etmekledir. Sözleşmenin tarafları, uluslar arası bir sözleşmenin tarafı olarak, bir devlet kurumundan dolayı zarara uğrayabilecek durumdadırlar veya zarara uğramaktadırlar ve kendi sözleşmelerindeki uyuşmazlık çözümü hükümlerinin ötesinde uluslararası kamu hukukunun yatırım anlaşmaları içerisinde hukuki çareler aramaktadırlar. Bu üç davanın sonucu olarak, anlaşmalara başvurulma yolu azalmaya başlamıştır. Davalar, ayrıca inşaat imtiyaz sözleşmeleri ile karşılaştırıldığmda saf inşaat projeleri olarak görünen inşaat projelerine kamu uluslararası yatırımcısının hukukunun - devletin tahkim hukukunun uygulanabilirliği (ya da aslında uygvlanamazhğı) konusunda yeni bir eğilim de açığa çtkarmışîir. Bu davaların sonucu tüm uluslar arası alanda çalışan müteahhitlere bir uyarı niteliğindedir, şöyle ki; uluslararası kamu yatırım anlaşmalarına dayanmadan önce çok dikkatli davranmaları gerekir, çünkü yatırım anlaşmaları sözleşmeden kaynaklanan hususlar için koruma sağlayamamakladır ve hu da ulus devletlerin inşaat uyuşmazlıklanndaki en temel savunmasıdır. Müteahhitlerin, iş konusunda sürelere uyduğunun, değişikliklerin malik 'in sorumluluğunda olduğunun, bu değişikliklerin kritik etkilerinin olduğunun ve müteahhidin hatalı olduğu değerlendirmesine ulaşılamayacağının ispatlanması, müteahhidin devlet kurumunun faaliyetlerinin sözleşme tarafından desteklenmeyip, anlaşma ihlali olduğunu göstermesi anlamına gelir.