Journals / Anayasa Hukuku Dergisi / 2021 / Cilt: 10 - Sayı: 20
LEGAL PROTECTION OF DISPLACED PERSONS DUE TO DISASTERS
- Journal
- Anayasa Hukuku Dergisi
- Pages
- 359–394
- DOI
- —
Abstract
Changes in vital environmental conditions have been an important determinant that triggered and shaped the migration movement throughout the human history. Indeed, they are an ongoing phenomenon for people to leave their permanent residence individually or collectively, compulsory or optionally, permanently or temporarily, and migrate to another place in their country or directly to another country. Remarkably, today, migration movements as a result of environmental disasters caused by human and/or nature, especially hydro-meteorological and climatological disasters triggered by climate change suddenly or over time, have tended to become systematic and have become the most fundamental reason for forced migration and is regarded as a vital issue. The diversity of appearance of forced migrations due to environmental disasters reveals the necessity of making a conceptual definition but at the same time, the question of what kind of legal protection immigrants can benefit from should also be answered. This study aims to define the environmental forced migration phenomenon, which has emerged as the biggest ecological, humanitarian, security and sustainability crisis of the 21st century, to conceptualize those who have been displaced due to environmental reasons and to answer the question of how these people can benefit from effective and adequate legal protection.
Özet
Yaşamsal çevresel koşullardaki değişimler insanlık tarihi boyunca göç hareketini tetikleyen ve şekillendiren önemli bir belirleyen olmuştur. Çevresel koşullardaki değişimler nedeniyle kişilerin daimi ikametlerini terk etmeleri süregelen bir olgudur. Nitekim çevresel faktörler nedeniyle kişiler bireysel veya toplu olarak, zorunlu yahut isteğe bağlı şekilde, kalıcı veya geçici biçimde bulundukları ülkede başka bir yere ya da doğrudan başka bir ülkeye doğru göç edebilmektedirler. Ancak günümüzde özellikle iklimsel felaketler başta olmak üzere, insan ve/veya doğa kaynaklı çevresel afetler neticesinde yaşanan göç hareketleri sistematikleşerek bugün zorunlu göç olgusunun en temel nedeni haline gelmiş ve hayati bir önem kazanmıştır. Çevresel felaketler nedeniyle yaşanan zorunlu göçlerin görünüm çeşitliliği, kavramsal açıdan bir tanımlamanın yapılması gerekliliğini ortaya çıkartmaktadır. Aynı zamanda bu kişilerin nasıl bir hukuki korumadan faydalanabileceği sorusunun da cevabı bulunmalıdır. Bu çalışma 21. yüzyılın en büyük ekolojik, insani, güvenlik ve sürdürülebilirlik krizi olarak beliren çevresel zorunlu göç olgusunu tanımlamayı, çevresel nedenle yerlerinden olanları kavramsallaştırmayı ve bu kişilerin etkili ve yeterli bir hukuki korumadan nasıl faydalanabileceği sorusunu cevaplandırmayı hedeflemektedir.