Journals / Anadolu Kardiyoloji Dergisi / 2010 / Cilt: 10 - Sayı: 1
Kosovo’da kardiyoloji servisine başvuran hastalarda atriyal fibrilasyonun komorbiditeleri ve takibi-Tek merkezli çalışma
- Journal
- Anadolu Kardiyoloji Dergisi
- Pages
- 36–40
- DOI
- —
Abstract
Objective: Atrial fibrillation (AF) is the most important risk factor for ischemic stroke. Anticoagulation therapy can substantially decrease the risk of stroke in patients with AF. The aim of our study was to investigate the patient’s comorbidities and management of patients with AF on the discharge. Methods: From 5382 consecutive patients admitted in our institution between January 2005 and March 2008, 525 (mean age 66.4±11.4 years, 53.3% male) had AF upon discharge, who were included in this retrospective study. Patients were divided in two groups according to prescription of anticoagulation therapy at discharge. Continuous data were compared between groups using a two-tailed unpaired Student t test. Discrete variables were compared using Chi-square test or Fisher’s exact probability test as appropriate. Logistic regression analysis was used to identify the independent clinical and echocardiographic predictors of prescribing oral anticoagulation therapy. Results: Associated comorbidities of AF in our patients were: ischemic heart disease (21.4%), hypertensive heart disease (27.44%), valvular heart disease (17.4%), congestive heart failure (47%), chronic obstructive pulmonary disease (6.7%), and diabetes 14.3%). Of 525 patients 76% were discharged on beta-blockers, 67% on angiotensin converting enzyme inhibitors, 23% on digoxin, 16% on calcium antagonists, 67% on diuretics, 72% on aspirin, and 27% on oral anticoagulant (OAC) therapy, 11% were with both antithrombotics. Multivariate analysis showed that the under-prescription of OAC therapy in patients with AF was independently associated with elder age (OR=0.916, 95%CI 0.891-0.942, p
Özet
Amaç: Atriyal fibrilasyon (AF) iskemik inmenin en önemli risk faktörüdür. Antikoagülasyon tedavisi atriyal fibrilasyonlu hastalarda inme riskini büyük oranda azaltabilir. Bizim çalışmamızın amacı, taburcu olan AF’li hastaların takibi ve hastaların komorbiditesini araştırmak idi. Yöntemler: Ocak 2005 ve Mart 2008 tarihleri arasında kurumumuza başvuran 5382 ardışık hastadan, bu retrospektif çalışmaya dahil edilen 525’i (ortalama yaş 66.4±11.4 yaş, %53.3 erkek) taburcu edilirken atriyal fibrilasyonlu idi. Hastalar taburcu olurken antikoagülasyon tedavi reçetesine göre iki gruba ayrıldı. Eşleştirilmemiş Student t testi kullanılarak sürekli veriler gruplar arasında karşılaştırıldı. Uygunluklarına göre kategorik değişkenler, Ki-kare testi ya da Fisher’in kesin olasılık testi kullanılarak karşılaştırıldı. Oral antikoagülasyon tedavisinin reçetelenmesinin bağımsız klinik ve ekokardiyografik belirleyicilerini tanımlamak için lojistik regresyon analizi kullanıldı. Bulgular: Hastalarımızda atriyal fibrilasyonla ilgili komorbiditeler: İskemik kalp hastalığı (%21.4), hipertansif kalp hastalığı (%27.4), valvüler kalp hastalığı (%17.4), kongestif kalp yetersizliği (%47), kronik obstrüktif pulmoner hastalık (%6.7) ve diyabettir (%14.3). Hastların %76'sı beta-blokerlerle, %67 anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörlerle, %23 digoksinle, %16 kalsiyum antagonistleri ile %67 diüretik ilaçlarla, ve %72 aspirinle ve 27% oral antikoagülasyon tedavisi (OAK) ile taburcu edildi, %11 ise her iki antitrombotiği alıyordu. Çok değişkenli analiz atriyal fibrilasyonlu hastalarda OAK tedavinin daha az reçetelenmesinin ileri yaş (OR=0.916, %95GA 0.891-0.942, p