Journals / Anadolu / 2021 / Cilt: 0 - Sayı: 47

BETWEEN INVENTIVENESS AND INTERPRETATION: GROUND STONES

Yaratıcılık ve Yorum Arasında: Öğütme Taşları

Journal
Anadolu
Pages
175–200
DOI
—

Abstract

In Turkey, archaeological research has developed more with the scientific understanding of 'doing excavation' than a concept of 'the adequacy of digging'. Of course, archaeological research should involve excavation, but scientific understanding cannot be limited to this. Excavation is one of the techniques used by the science of archaeology. When we start from this point, excavation work should be as successful at knowing and understanding the past which is the essence of science, creating knowledge of this and sharing this information, using it and making it accessible to everyone as at excavation itself. However much archaeological work is generally understood as the ritual of excavating the soil to find 'new unknowns' (or 'newly re-discovereds’), and, having restored them, giving them to museums, this situation only makes up an accumulation of material culture and its visuality. Despite the focus on the enrichment of Turkish archaeology since the 1960s with interdisciplinary research and the putting into practice of multidisciplinary research, today it is difficult to move on without asking to what extent this has been successful. Archaeology, even if it has been reduced to the scale of excavation today, is a discipline generally evaluated as the system of the scientific practice of excavation operating within the triangle of theory, method, and practice. Today we can observe that it is in a position where the first of these is largely ignored, the second has not yet been seen and the third is taken directly or sometimes piecemeal from the excavation systems developed by German, American or English archaeology. Within this archaeology, based on the third process of the triangle, interpretation, which needs to take place after excavation, is among the most important of the missing components. Based on this general view, this study of ground stone industries, which have long been neglected in the archaeology of this country, is shaped in such a way as to be an example. In this study, which underlines the question of where the stone tools in question are and where they should lie in archaeology between inventiveness and interpretation, an attempt is made to lay the foundation for ground stones in the first corner of the above-mentioned triangle. Also, however much it is claimed that archaeology is a multidisciplinary field, I aim to show that this is not true when looked at from the perspective of ground stones.

Özet

Türkiye’de arkeolojik araştırmalar daha çok “kazı yapmak” bilimsel anlayış da “kazıyor olmanın yeterliliği” etrafında gelişmektedir. Elbette arkeolojik araştırmalar kazılar yapmalıdır ama bilimsel anlayış bununla sınırlı kalamaz, yetinilemez. Kazı, arkeoloji biliminin uygulamış olduğu yöntemlerden biridir. Bu noktadan hareket edildiğinde, kazı çalışmaları bilimin özü olan geçmişi bilmek, anlamak, bunun bir bilgisini oluşturmak ve bu bilgiyi paylaşılır, kullanılır ve herkese açık hale getirmek konusunda da kazılar kadar başarılı olmalıdır. Arkeolojik çalışmalar genel olarak her ne kadar toprağı kazmak, “yeni bilinmeyenleri” (veya yeniden benzer bilinenleri) ortaya çıkarmak, restorasyonlarını yaparak müzelere vermek ritüeli olarak algılanıyor olsa da bu durum, özünde sadece materyal kültür ve görselliğe dayalı bir birikim oluşturmaktadır. Türkiye’deki arkeoloji 1960’lı yıllardan bu yana disiplinler arası çalışmaların zenginleştirilmesi ve çok disiplinli çalışmaların hayata geçirilmesi üzerine odaklanmış olmasına karşılık bugün ne dereceye kadar başarılı olduğunu sorgulamadan geçmek zordur. Türkiye’de Arkeoloji, günümüzde neredeyse kazı boyutuna indirgenmiştir, doğal ve genel olarak da kazı bilimi olarak değerlendirilmektedir. Aslında arkeoloji kuram, metot ve pratik üçgeni içinde hareket eden bir sistem, bir bilim dalıdır. Günümüzde ilk kısmın dikkate alınmadığı, ikincisinin hala görülmediği ve sadece üçüncüsünün de Alman, Amerikan veya İngiliz arkeolojisinin geliştirdiği sistemlerden, ya doğrudan alınan veya yap-boz şeklinde uyarlanarak kullanılmaya çalışılan bir durumda olduğu görülmektedir. Daha çok, üçüncü süreçten yola çıkılan arkeolojide ise yorum, kazı sonrası yapılması gereken, eksik kalan en önemli şeyler arasında yer almaktadır. “Post-ex” kavramının bilinmediği ve bilimsel analizlere yönelik çalışmaların neredeyse yok denecek kadar az olan genel görüntüden hareket ederek, genel bir tespit olabilmesi adına şekillendirilen bu çalışma da yine ülkemiz arkeolojisinde uzunca bir süre dikkate alınmamış olan öğütme taşları alet endüstrisi üzerinedir. Söz konusu taş aletlerin arkeoloji içinde yaratıcılık ve yorum arasında nerede olması gerektiği kadar nerede olduğunun altını çizecek olan bu çalışma, yukarıda belirtilen üçgenin de ilk ayağı, yani teori için zemini en azından öğütme taşları özelinde dahi oluşturulabileceğine yönelik bir denemedir. Ek olarak, arkeolojinin her ne kadar çoklu disiplin (multidisciplinary) olarak çalıştığı iddia edilse de öğütme taşları perspektifinden bakıldığında, Türkiye özelinde bunun doğru olmadığını da göstermeyi hedeflemektedir.