Journals / Anadolu / 2021 / Cilt: 0 - Sayı: 47

A NEW PORTRAIT FROM FLAVIOPOLIS

FLAVİOPOLİS’TEN YENİ BİR PORTRE

Journal
Anadolu
Pages
15–42
DOI
—

Abstract

The man portrait obtained during the Alacami rescue excavations based in Bağ Neighborhood, plot number 246, parcel number 8 and conducted by Osmaniye Museum Directorate is the subject of this article. Alacami which was placed on Land of Cilicia Pedias in ancient times is within the boundaries of Flaviopolis Ancient City, which has been officially registered as Grade 3 Archaeological Site, at the same time. Researches and findings of the city founded by Vespasianus in AD 72 are also quite inadequate. As the modern Kadirli district was built on Ancient Flaviopolis, unfortunately, most of the remains of the city have been destroyed. Initial excavation in Alacami were carried out by Çambel and her team in 1961 and 1996 and then later excavation were continued by Osmaniye Museum in 2012 and 2014 in two stages. Alacami takes a considerable important place with its monumental architecture which combines Rome, Byzantium, and Turkish Islamic civilizations all together. It was built as three naved Late Roman-Early Byzantine Basilica in 5th-6th centuries AD and then a small chapel was added to the west of the building’s apsis in AD 12th-13rd centuries. Kasım Bey, son of Alaüddevle Bozkurt Bey, converted the structure into a mosque by adding a minaret on the west part of it and an mihrab on the south wall of the chapel, and had the roof covered with lead plates in the years of AD 1489/90. After this renovation, he named the structure “Alaüddevle Bozkurt Bey Camii” after it his father. The name was considered too long by the public and they named it “Alacami” in short. Excavation works started by the Osmaniye Museum in 2015 in the garden of Alacami as part of relievo, restoration, and restitution projects carried out by Adana Regional Directorate for Foundation. During these works, a marble portrait which probably represents a middle-aged male was found on the plan square number A-5. The head found on the Late Antique Age layer unfortunately doesn’t bring any excavation context or epigraphic evidence with it. In this regard, dating and identifying the portrait has gained importance. Stylistics and technical qualities such as undrilled pupil, the portrait’s hair-beard style composed of short and combed curly locks, and the more effective use of chisel instead of a drill have made it essential to date the portrait between AD 115 - 120, in the Early Hadrianic Period. The hair-beard combination and face physiognomy of the portrait have brought along the thought that the portrait may belong to Hadrianus. For this reason, in our work this suggestion has been tried to be supported by putting emphasis on this subject, also with the help of individual provincial Hadrianus portraits. However, stylistics, typological and iconographic assessments has made the dense that Flaviopolis head can not be associated to an individual provincial Hadrianus portrait possible. Therefore, we have reached the opinion that this head, which was depicted as a real person without idealization and shows unsparingly realistic features, may be a zeitgesicht portrait belongs to Early Hadrianic Period. The popping eyes, forehead line, distinctive facial features and deep expression in glances in the portrait make this remark possible. Particularly, the gaze and physiognomic features exhibited by the portrait owner resemble the facial expression of a mortal person rather than divine or proud expression peculiar to the emperor, supporting such an interpretation. For this reason, it is more correct to say that this portrait head may belong to an aristocrat/bureaucrat from Flaviopolis rather than an original portrait of Hadrianus.

Özet

Makalenin konusunu Osmaniye İli, Kadirli İlçesi, Bağ Mahallesi 246 ada 8 No.lu parselde bulunan ve Osmaniye Müzesi Müdürlüğü’nce yürütülen Alacami kurtarma kazıları sırasında ele geçirilen mermer portre baş oluşturmaktadır. Antik dönemde Kilikia Pedias territoriumunda yer alan Alacami aynı zamanda III. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillenen Flaviopolis Antik Kenti sınırları içerisinde yer almaktadır. MS 72 yılında Vespasianus tarafından kurulan kent hakkındaki araştırma ve bulgular da oldukça yetersizdir. Modern Kadirli ilçesinin Antik Flaviopolis üzerine kurulmuş olması maalesef kente yönelik kalıntıların büyük bir kısmını yok etmiştir. Alacami’deki ilk kazı çalışmaları 1961 ve 1996 yılında Çambel ve ekibi tarafından gerçekleştirilmiş olup daha sonraki kazı çalışmaları 2012 ve 2014 yıllarında iki etap halinde Osmaniye Müzesi’nce sürdürülmüştür. Alacami; Roma, Bizans ve Türk İslam Medeniyetlerini bir arada yaşatan anıtsal mimarisiyle oldukça önemli bir yere sahiptir. MS 5.- 6. yy.’da üç nefli Geç Roma-Erken Bizans Bazilikası olarak inşa edilmiş, MS 12.-13. yy. tarihleri arasında yapının apsis bölümünün batısına küçük bir şapel eklenmiştir. MS 1489/90 yıllarında ise Alaüddevle Bozkurt Bey’in oğlu Kasım Bey, yapının batı tarafına bir minare, şapelin güney duvarına bir mihrap ekleterek burayı camiye dönüştürmüş ve çatısını da kurşun levhalarla kaplatmıştır. Bu değişimin ardından yapıya babası adına “Alaüddevle Bozkurt Bey Camii” adını vermiştir. Yöre halkı tarafından uzun bulunan bu isim kısaca “Alacami” olarak adlandırılmıştır. Adana Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nce yürütülen rölöve, restorasyon ve restitüsyon projeleri kapsamında Alacami bahçesinde 2014 yılında Osmaniye Müzesi’nce kazı çalışmaları başlatılmıştır. Bu çalışmalar sırasında A-5 no’lu plan karede orta yaşlardaki bir erkeğe ait olması muhtemel mermer portre baş bulunmuştur. Geç Antikçağ tabakasında bulunan baş, maalesef beraberinde bir kazı kontekstine ya da epigrafik bir bulguya sahip değildir. Bu bağlamda portrenin tarihlendirilmesi ve kimliklendirilmesi önem kazanmıştır. Portrenin kıvırcık sık buklelerden oluşan saç- sakal modeli, göz bebeğinin işlenmemiş olması, matkap yerine keskinin daha etkin kullanımı gibi stilistik ve teknik özellikler portrenin erken Hadrianus Dönemi içerisinde MS 115-120 yılları arasına tarihlendirilmesini gerektirmiştir. Başın göstermiş olduğu saç- sakal kombinasyonu ve yüz fizyonomisi portre sahibinin Hadrianus’a ait olabileceği düşüncesini de beraberinde getirmiştir. Bu sebeple çalışmamız içerisinde bu konu üzerinde durularak merkezden uzak üretilen, özgün Hadrianus portrelerinin de yardımıyla bu öneri desteklenmeye çalışılmıştır. Fakat yapılan stilistik, tipolojik ve ikonografik değerlendirmeler sonucunda Flaviopolis başının taşrada üretilen özgün bir Hadrianus portresine ait olamayacağı görüşünü mümkün kılmıştır. Bu sebeple idealize edilmeden gerçek bir kişinin betimlendiği ve aşırı gerçekçi fizyonomik özellikler gösteren bu başın Erken Hadrianus Dönemine ait zeitgesicht portre olabileceği kanısına ulaşılmıştır. Portredeki patlak gözler, alın çizgisi, karakteristik yüz hatları ve bakışlardaki derin ifade bu şekilde bir yorumu mümkün kılmıştır. Özellikle imparator Hadrianus portrelerinde görülen tanrısal ya da mağrur ifadenin yerine Flaviopolis portresinde açıkça görülen ölümlü bir kişiye ait yüz ifadesi, donuk bakışlar ve fizyonomik özellikler bu tarz bir yorumu destekler. Bu sebeple eserimizin Hadrianus’a ait özgün bir portreden ziyade; Flaviopolisli aristokrat/bürokrat bir kişiye ait olabileceği yönünde bir görüşün daha isabetli olacağını göstermiştir.