Journals / Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi / 2018 / Cilt: 8 - Sayı: 1

PROHIBITION OF PERFIDY, LEGITIMATE RUSES OF WAR AND ESPIONAGE IN INTERNATIONAL HUMANITARIAN LAW

ULUSLARARASI İNSANCIL HUKUKTA HAİNLİK YASAĞI, MEŞRU SAVAŞ HİLELERİ VE CASUSLUK

Pages
27–55
DOI
—

Abstract

It is an accepted principle since the implementation of the struggle between the parties in international armed conflicts within the framework of certain rules. In this context, specific tools and methods are also prohibited or restricted, such as protecting certain persons and property in armed conflicts. These prohibitions or limitations are in both international treaties and customary law. In this context, it is prohibited to kill, injure or capture an adversary by resort to perfidy. Acts inviting the confidence of an adversary to lead him to believe that he is entitled to, or is obliged to accord, protection under the rules of international law applicable in armed conflict, with intent to betray that confidence, shall constitute perfidy. The acts of perfidy are war crimes at the same time. On the other hand, ruses of war are not prohibited unless they violate a rule of international humanitarian law. According to humanitarian law, camouflage, decoys,, mock operations and misinformation are legitimate ruses of war. Some emblems, improper use of flags and uniforms are also prohibited under international humanitarian law. These acts are not considered treacherous. However, if improper use of them causes death or serious injury, it is also a war crime. And finally, espionage is not prohibited under international law. However, because the spy does not have a combatant status, it is subject to some restrictions. The perfidy of war, legitimate ruses of war, the improper use of emblems, signs, flags and uniforms, and espionage issues will be dealt with in this work in the context of international regulations, interpretations and applications. At the end, new opinions on the mentioned concepts will be given and evaluated.

Özet

Uluslararası silahlı çatışmalarda taraflar arasındaki mücadelenin belirli kurallar çerçevesinde yürütülmesi geçmişten beri kabul edilen bir ilkedir. Bu kapsamda silahlı çatışmalarda belirli kişiler ve mallar korunduğu gibi belirli araç ve yöntemler de yasaklanmakta veya sınırlandırılmaktadır. Bu yasaklama veya sınırlandırmalar hem uluslararası andlaşmalarda hem de teamül hukukunda öngörülmüştür. Bu bağlamda düşmanın haince öldürülmesi, yaralanması veya ele geçirilmesi yasaklanmıştır. Hainlik önce, düşmanın kendisini uluslararası hukuk kurallarınca korunduğuna ya da bu kurallara uymak zorunda olduğuna inanmasını sağlayarak güven elde edip, daha sonra bu güvene aykırı hareket etmektir. Hainlik fiilleri aynı zamanda savaş suçudur. Diğer yandan uluslararası insancıl hukukun bir kuralını ihlal etmedikleri sürece savaş hileleri yasaklanmamıştır. İnsancıl hukuka göre kamuflaj, tuzak, sahte operasyon ve yanlış bilgilendirme, meşru savaş hileleridir. Hainlik fiili olarak sayılmamakla birlikte bazı amblem, bayrak ve üniformaların uygunsuz kullanımı da uluslararası insancıl hukukta yasaklanmıştır. Eğer bunların uygunsuz kullanımı ölüme veya ciddi yaralanmaya sebep olursa bu fiil aynı zamanda savaş suçunu teşkil etmektedir. Ve nihayet casusluk uluslararası hukukta yasaklanmış değildir. Ancak casus savaşan statüsüne sahip olmadığı için bazı sınırlamalara tabi tutulmuştur. İşbu çalışmada hainlik yasağı, meşru savaş hileleri, bazı amblem, işaret, bayrak ve üniformaların uygunsuz kullanımı ve casusluk konuları uluslararası düzenlemeler, yorumlar ve uygulamalar bağlamında ele alınacaktır. Sonunda da söz konusu kavramlarla ilgili yeni görüşlere yer verilip değerlendirme yapılacaktır.