Journals / Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi / 2020 / Cilt: 10 - Sayı: 1
SHADOW CITIZENSHIP: THE CONSTRUCTION, MEANINGAND CONTENT OF EUROPEAN CITIZENSHIP
- Pages
- 13–52
- DOI
- —
Abstract
European citizenship is regarded as a sui generis citizenship which holds a derivative character and is additional to the Member State citizenships. This citizenship introduced by the Maastricht Treaty in 1993, has been brought forward with the purpose of creating a feeling of belongingness among the nationals of the Member States paving the way for the creation of a European identity. The evolution of European citizenship has taken place both through the efforts put in force by the Member States as well as the supranational institutions of the European Union (EU) such as the European Commission, European Parliament and the European Court of Justice (ECJ) over a long period of time.Nationals of the Member States who were initially granted with some limited market related rights in line with the aim of the economic integration, were inevitably transformed into Union citizens holding rights granted exclusively for them. The meaning and the value of European citizenship has accordingly been extended to hold a political and constitutional sphere through the ambitious judicial activism of the ECJ. However, still since its introduction, European citizenship is continuously considered to hold a symbolic meaning and value far away from having an independent character apart from the national citizenships. This article seeks to demonstrate that European citizens-hip might still be considered as a shadow citizenship that follows the national one despite of the recent corner stone judgements delivered by the ECJ having far reaching constitutional effects. This destiny seems not to be changed as long as the Member States of the Union do provide otherwise.
Özet
Avrupa vatandaşlığı, Üye Devlet vatandaşlıklarını tamamlayıcı ve türemiş bir niteliğe sahip, sui generis birvatandaşlıktır. Maastricht Antlaşması ile 1993 yılında getirilen bu vatandaşlık, bir Avrupa kimliği yaratılması sürecinegiden yolda Üye Devlet uyrukluları arasında bir aidiyet hissi yaratılması amacıyla ortaya konmuştur. Avrupavatandaşlığının oluşumu hem Üye Devletler hem de Avrupa Birliği’nin (AB) Komisyon, Parlamento ve Adalet Divanıgibi uluslarüstü yapıya sahip kurumlarının çabaları sonucunda uzun bir süreçte ortaya çıkmıştır. Başlangıçta ekonomik bütünleşme süreciyle de uyumlu olacak şekilde kendilerine sınırlı nitelikte Pazar vatandaşlığınabağlı haklar tanınan Üye Devlet vatandaşları, kaçınılmaz olarak sadece kendilerine özgü haklar tanınan Birlikvatandaşlarına dönüşmüştür. Avrupa vatandaşlığının anlamı ve değeri zamanla, Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın(ABAD) aktif içtihat hukuku çerçevesinde politik ve anayasal boyutu da içerecek şekilde gelişmiştir. Bununla birlikte,Avrupa vatandaşlığı yine de ilk kurulduğu zamandan bu yana ulus devlet vatandaşlıklarından bağımsız bir nitelikkazanmaktan uzak bir şekilde, her daim sembolik bir anlama ve değere sahip olarak değerlendirilmiştir. Bu makalede ABAD’ın geniş anayasal etkiye sahip güncel ve dönüm noktası niteliğinde öneme sahip içtihat hukukuna rağmen,Avrupa vatandaşlığının hala ulusal vatandaşlığı takip eden gölge bir vatandaşlık olduğu tartışılmaktadır. Bu kader,AB’ye Üye Devletler aksini öngörmediği sürece de değişecek gibi gözükmemektedir.