Journals / Akdeniz İnsani Bilimler Dergisi / 2017 / Cilt: 7 - Sayı: 2

Approaches to Ancient Artefacts in the Ottoman Empire in World War I and the Archaeological Excavations in Anatolia

I. Dünya Savaşı Yıllarında Osmanlı Devleti’nde Eski Eserlere Yaklaşım ve Anadolu’da Yapılan Arkeolojik Kazılar

Pages
307–322
DOI
—

Abstract

Anatolia, an area of land which has perhaps the richest range of cultural diversity, has witnessed and supported the rise and fall of many civilizations. The world, not least the western world, has always been intrigued by this cultural wealth lying beneath Anatolian feet. The passion for archaeology begun by Winckelmann in the West expanded quickly and reached Anatolia and many historical ruins were visited and ancient toponyms localised by western explorers. Unfortunately, many of the historical remains were lost due to the lack of the necessary regulations, law and its enforcement in that period. Osman Hamdi Bey took the largest step towards the solution of this problem and the İstanbul Archaeological Museums were established. Just after these remarkable developments he unfortunately died in 1910 and the First World War broke out 4 years after his death. Many excavations by Europeans, including the Troia excavation, the first excavation in the history of Anatolia begun by H. Schliemann in 1871, were all effected and interrupted by the beginning of the First World War. There is a marked emptiness in the record of excavations between 1914 and 1919. But, in this period, the building which was formerly used as a school became the Şark Eserleri Müzesi (Eastern Artefacts Museum), a remarkable improvement with the building transformed into a museum in 1917. In this paper the condition of historical sites and excavations in Anatolia in the course of the First World War are introduced and the attitude of the Committee of Union and Progress towards historical artefacts, and the historical and archaeological consequences of the First World War in Anatolia, are presented in a holistic way

Özet

Anadolu belki de dünyadaki en zengin kültürel çeşitliliğe sahip toprak parçasıdır ve pek çok uygarlığın doğuşuna ve batışına ev sahipliği yapmıştır. Topraklarımızın altında yatan bu kültürel zenginlik dünyanın, özellikle de Batı dünyasının Anadolu'ya olan ilgisini her daim canlı tutmuştur. Batı'da Winckelmann ile başlayan arkeoloji tutkusu hızla Anadolu'ya uzanmış ve 19. yüzyıl Anadolusu'nun pek çok ören yeri Batılı araştırmacı seyyahlar tarafından belgelenmiştir. Tabi bu dönemde pek çok tarihî eser, yeterli bir eski eserler kanunu bulunmadığından çeşitli şekillerde kaybedilmiştir. Bu problemin çözümü için en büyük adımı atan Osman Hamdi Bey, bu önemli atılımlarından hemen sonra 1910 yılında vefat etmiş ve vefatından 4 yıl sonra I. Dünya Savaşı patlak vermiştir. 1871'de H. Schliemann tarafından Troia (Hisarlık)'da başlatılan ve Anadolu tarihindeki ilk kazı olan Troia kazısı da dahil olmak üzere Avrupalı araştırmacıların başlattığı pek çok kazı, I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla kesintiye uğramıştır. 1914-1919 yılları arasında kayıtlarda ciddi bir boşluk göze çarpmaktadır. Ayrıca bahsi geçen dönemde, bugün İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin bir bölümünü oluşturan, Eski Şark Eserleri Müzesi adıyla bildiğimiz ve eskiden okul (Sanayi-i Nefîse Mekteb-i Âlîsi) olarak kullanılmakta olan binanın 1917 yılında müzeye dönüştürülmesi dikkate değer bir gelişmedir. Bu çalışmada, I. Dünya Savaşı esnasında, Anadolu'daki ören yerlerinin ve buralarda yapılan kazı çalışmalarının durumu ortaya konulduktan sonra, Osmanlı Hükûmeti'nin eski eserler konusundaki tutumu ve dünyanın yaşamış olduğu ilk büyük savaşın Anadolu'da yol açtığı arkeolojik ve tarihsel sonuçlar incelenmiştir