Dergiler / Akdeniz İletişim / 2019 / Cilt: 0 - Sayı: 31
Etik Bir Değer Olarak Utanç Duygusu İnsan Olmanın Dayanılmaz Sessizliği
- Dergi
- Akdeniz İletişim
- Sayfa
- 623–642
- DOI
- —
Özet
İnsan psikolojik ve toplumsal bir varlık olarak hayatın içinde bir şeylerden hep utandıve utanmaya da devam etmektedir. İnsanlık tarihi bu anlamda büyük bir utançharitasına sahip; kimi utanma halleri unutulmuş ya da gerilerde kalmışken bir taraftanda yeni utanma konuları yaratılmaktadır. Bu haritanın nesiller ve kültürlerarası farklılıkgöstermesi, konunun etik/ahlaki bir alanda yer aldığının da göstergesidir; çünkü utançkonusu bir taraftan bir haslet, ama aynı zamanda da bir baskı unsuru olarak insaniilişkileri derinden etkileyen bir konumda yer almaktadır. Bu anlamda kadim zamanlardangünümüze utanç üzerine fikirler değişip dönüşse de sosyal alanın işleyişinde öneminikorumaya devam etmektedir.Modernite daha iyi bir hayat tahayyülü üzerine kuruluydu. Bir başka şekildesöylersek eğer, gelecek hep bir umut vadetmekteydi; insanın aklıyla daha iyi bir hayatkurabileceğine olan inanç ne yazık ki tahayyül edildiği gibi gerçekleşememiştir. Hayatınhızı, sorumluluk alanlarındaki değişimler, kent hayatının dayattığı yaşam tarzlarıve pek çok nedenden ötürü bir diğeriyle kurduğumuz ilişki de değişip dönüşmüştür.Artık hiç kimse bir diğerine karşı sorumluluğunu yerine getirme isteğinde değildir.Eski duyarlılıklardan ve duygulardan yoksun bir hayatı deneyimlemekteyiz. Bauman,günümüz insanının hiçbir yükümlülük altına girmek istemediğini bu anlamda dainsani pek çok sefalet ürettiğini söylemektedir (Bauman, 2005, s. 22). Bu oluşan hal/sefalet durumu giderek daha çok bireyselleşen insanlar yaratırken, insan ile insanarasındaki ilişkide etik değerlerde bir eksen kaymasına da neden olmuştur. Bu eksenkaymasından en çok etkilenen, insani ilişkilerde merkezi bir konumda yer alan utançduygusudur. İnsanlık gelinen durumda utanmayla arasına mesafe koymuş, utançbir haslet olmaktan neredeyse çıkartılmıştır. Kimsenin bir diğerinden utanması içinbir gerekçesi bulunmamaktadır. İnsanlar arasındaki ilişkinin bir deneyimler alanıolduğundan hareketle utanç bu deneyim haritasındaki yerinden neredeyse kovulmuşgibi durmaktadır. Bu çalışma utanma konusunu iletişim ve etik kapsamında yenidendüşünme çabasıdır; Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi İletişim Etiği dersi kapsamında2010 yılında gerçekleştirilen bir sınav üzerine temellendirilmiştir. Öğrencilerden,hayatlarının bir döneminde yaşadıkları bir utanma anını anlatmaları istenmiş,bu deneyimin etik analizini yapmalarını sağlayacak bir soru yöneltilmiştir. Sınavpuanlaması etik analiz üzerinden gerçekleştirilmiştir. Puanlama dışı tutulan utanma ileilgili anlatıların, olası bir akademik çalışmada yer alma ihtimaline karşı, öğrencilerdenizin alınmıştır. Çalışmada tematik analiz (Herzog, Hitters ve Hande, s. 2019) yöntemikullanılmıştır.
Abstract
As a psychological and social being, humans have always been ashamed of some things in their lives and they continue to feel so. In that sense, history of humanity has a large map of shame; while some conditions of being ashamed have been forgotten or have been left behind, new matters to be ashamed of are being created. Differentiation of this map according to generations and cultures is an indication that this subject is located in an ethical/moral domain; because the subject of shame has a deep impact on human relations as a matter of character on the one hand, and as an element of oppression on the other hand. In this respect, even though ideas about shame have changed and transformed since ancient times up to now, it continues to maintain its importance for the functioning of society. Modernity was built on a vision of a better life. In other words, future was always a beacon of hope; unfortunately, the belief that human beings can build a better life through reason have not been realized as it was envisioned at first. Our relationship with other human beings have changed and transformed due to a plethora of reasons such as the speed of life, changes in areas of responsibility and life styles imposed on us through urban living. Nobody wants to fulfill their responsibility to others any longer. We are currently experiencing a life devoid of old sensitivities and feelings. Bauman talks about how today no one wants to take the burden of any responsibility, engendering a variety of human miseries (Bauman, 2005, s. 22). While this emerging condition/misery creates increasingly individualized human beings, it also causes an axial shift in ethical values related to relations between human beings. Located in a central position in relations between humans, the feeling of shame has been altered the most. At the current situation, humanity has put a distance to being ashamed, and shame is almost lost as part of human nature. Now, no one has a reason to be ashamed of another. Based on the idea that relations between human beings is the domain of experiences, shame seems to be erased out of its location from this map of experiences.