Dergiler / Akademik Araştırmalar Dergisi / 2013 / Cilt: 14 - Sayı: 56
Avrupa komisyonu ilerleme raporlarında (1998-2012) aleviler: Tanımlar, sorunlar ve tartışmalar
- Sayfa
- 113–136
- DOI
- —
Özet
Avrupa Birliğine aday ülkelerin taşıması gereken niteliklerin toplamı olarak da adlandırılabileceğimiz Kopenhag Kriterleri, siyasi istikrar, demokrasi ve hukuk devleti ilkelerinin yanı sıra azınlıkların korunması ve haklarına saygı duyulmasını da içerir. Avrupa Birliği, aday ülkelerin Kopenhag Kriterleri çerçevesinde gösterdikleri performansı (azınlık hakları dâhil olmak üzere) düzenli olarak yayımlanan İlerleme Raporları vasıtasıyla izlemektedir. Bu raporlar Avrupa Konseyinin aday bir ülkeyle müzakerelere başlama kararı alıp almamasına veya başlamış olan müzakereleri sürdürüp sürdürmemeye karar vermesine temel teşkil etmekte ve aday ülkeyi söz konusu kriterler çerçevesinde üyeliğe hazırlamaktadır. Raporların hazırlanmaya başlandığı 1998 yılından bu yana Aleviler ve onların sorunları Avrupa Birliği- Türkiye ilişkilerinin değişmez gündem maddesi haline gelmiş görünmektedir. Raporlar incelendiğinde görülecektir ki, Alevilik meselesi Avrupa Birliğine tam üye olmak isteyen bir ülke olarak Türkiyenin bu hedefine ulaşmak için halletmesi gereken başlıca sorunlar arasındadır. Bu makalede Alevilik sorunu İlerleme Raporları bağlamında ele alınacak ve raporların genel olarak Türkiye kamuoyunda özelde de Alevi toplumunda oluşturduğu etkiler ele alınacaktır.
Abstract
The European Council has recognized Turkey as a candidate country at the Helsinki summit of December 1999. Since then the Copenhagen criteria, which states that membership requires that the candidate country has achieved stability of institutions guaranteeing democracy, the rule of law, human rights and respect for and, protection of minorities, have become binding for the Turkish government. Intensification of the relationships between Turkey and the EU has brought a wide range of consequences on Turkish politics in general, and on the relationships between the official circles and the Alevis in particular. Since 1998, the European Commission mentioned the issue of Alevism, especially in relation with the problem of compulsory religious education (with its Sunni content) and the status of congregation houses, regularly in its regular reports. The Alevis were defined in the report as the object of a systematic violation of rights and freedoms. In this article, the issue of Alevism will be discussed in the context of the regular reports, particularly the effects of the reports in the Alevi community and Turkish public opinion.