Journals / Türk Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Dergisi / 2000 / Cilt: 8 - Sayı: 4
Combined revascularitation of subclavian artery and coronary artery
- Pages
- 777–780
- DOI
- —
Abstract
Isolated proximal subclavian artery (SA) stenosis is primarily treated by PTCA. It can be either symptomatic (vertebrobasillar insufficiency or ischemia of upper extremity) or asymptomatic. It is rarely associated with coronary artery disease. Methods: Between 1985 and 2000, three patients were treated simultaneously by aorto-subclavian bypass and CABG. All patients were male, and 47, 52, and 61 years old, respectively. In two patients there was total occlusion of the left SA. The third patient had a severe stenosis at the proximal segment of the right SA. The surgical procedures were CABG on the beating heart (LIMA-LAD) and aorto-right subclavian bypass, CABG (RIMA-LAD, RGEA-RCA, Ao-CxOM3) and aorto-left subclavian bypass, and CABG (3 vessels, only saphenous vein) and aorto-left subclavian bypass. Saphenous vein was used as the graft for subclavian bypass. Results: There was no early or late mortality. Control investigations showed the patency of all grafts. There was no upper extremity or cardiac ischemia in the follow-up period. Conclusions: Use of IMA for CABG is the gold standart. Simultaneous coronary artery disease can effect graft choice and surgical approach in SA bypass surgery. Preoperative angiographic evaluation of SA must be performed in all patients regardless of the presence of symptoms of SA stenosis.
Özet
İzole proksimal subklavyan arterin (SA) aterosklerotik darlıklarında öncelikli tedavi şekli PTCA'dır. Vertebrobaziller yetmezlik veya üst ekstremiteye ait komplikasyonlarla ortaya çıkabileceği gibi, asemptomatik olarak da seyredebilir. Koroner arter hastalığı ile birlikte bulunması nadirdir. Materyal ve Metot: 1985 - 2000 yılları arasında 3 hastaya CABG ile kombine aorto-subklavyan bypass girişimi uygulandı. Hastaların üçü de erkek olup, yaşları sırasıyla 47, 52 ve 61 idi. Lezyon iki olguda sol SA'da total tıkanma, bir olguda sağ SA proksimalinde ciddi darlık şeklindeydi. Cerrahi olarak sağ SA tutulumu olan hastaya atan kalpte LIMA-AD ve aorta-sağ subklavyan bypass, sol SA arter tıkanıklığı olan hastaların ilkine RIMA-LAD, RGEA-RCA, A-CxOM3 (safen ven) ile üçlü CABG, ikinci hastaya safen venlerle üçlü CABG uygulandıktan sonra aorta-sol subklavyan bypass uygulandı. Aorta-subklavyan bypass için her üç hastada greft olarak safen ven kullanıldı. Bulgular: Hastalarımızda erken ve geç mortaliteye rastlanmadı. Yaptırılan kontrol anjiyografilerinde greftler açık olarak bulundu. Takip sürelerinde kardiyak veya ekstremiteye ait iskemik semptoma rastlanmadı. Sonuç: Koroner arter revaskülarizasyonunda IMA greftinin altın standart olması bu arterin kullanımını yaygınlaştırmıştır. Koroner arter hastalığı ile birlikte bulunan subklavyan stenoz, cerrahi tedavi uygulanacak hastalarda greft seçimini ve morbiditeyi etkileyebilmektedir. Bu nedenle koroner arter hastalığı olan ve CABG planlanan hastalarda, semptomatik olsun veya olmasın, SA mutlaka anjiyografik olarak görüntülenmelidir.