Journals / Türk Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Dergisi / 2007 / Cilt: 15 - Sayı: 1

The effect of single-clamp technique on stroke risk in coronary artery bypass surgery

Koroner arter bypass cerrahisinde tek klemp tekniğinin inme riski üzerine etkisi

Pages
45–50
DOI
—

Abstract

Background: This study sought to determine whether the incidence of postoperative stroke would differ between patients who underwent coronary artery bypass surgery with the single-clamp technique or two-clamp technique. Methods: A total of 534 consecutive patients who underwent isolated coronary artery bypass surgery were evaluated in two groups depending on whether the single-clamp technique (254 patients; mean age 63±8 years) or the twoclamp technique (280 patients; mean age 62±8 years) were used by two surgical teams, respectively. The two techniques were compared with respect to the incidence of postoperative stroke.Results: Although aortic cross-clamp and cardiopulmonary bypass times were significantly longer in the single-clamp group (p<0.01), total operation times were similar. The incidence of postoperative complications, the need for inotropic support, the amount of surgical drainage, and the length of intensive care unit stay did not differ significantly. The incidences of perioperative myocardial infarction (2% vs 2.9%), stroke (1.6% vs 2.1%), and in-hospital mortality (2.4% vs 2.5%) were lower with the single-clamp use, but these did not reach significance. Stroke developed in 10 patients, occurring on the postoperative first day in four, and after the third day in the remaining patients. Correlation analyses showed that the development of stroke was significantly associated with diabetes, hypercholesterolemia, impaired ventricular function (ejection fraction <40%), atrial fibrillation, peripheral artery disease, aortic calcification, and perioperative myocardial infarction.Conclusion: Single-clamp and side-biting clamp techniques do not differ in terms of myocardial protection and postoperative stroke rates. Therefore, there is no need for alteration in the operation technique in patients presenting a high risk for stroke

Özet

Amaç: Bu çalışmada tek klemp tekniği veya parsiyel klemp tekniği kullanılarak koroner arter bypass ameliyatı uygulanan hastalar arasında inme sıklığı açısından fark olup olmadığı araştırıldı. Çalışma planı: Kardiyopulmoner bypass kullanılarak izole koroner arter bypass cerrahisi uygulanan 534 hasta iki grupta değerlendirildi. Bir grupta, proksimal anastomozları aynı cerrahi ekip tarafından tek kros klemp altında tamamlanan 254 hasta (ort. yaş 63±8); diğer grupta, hastanenin başka bir ekibi tarafından proksimal anastomozları parsiyel klemp kullanılarak tamamlanan 280 hasta (ort. yaş 62±8) vardı. İki grup inme gelişimi açısından karşılaştırıldı.Bulgular: Kros klemp ve kardiopulmoner bypass süreleri tek kros klemp tekniğinde anlamlı derecede daha uzundu (p<0.01). Ancak, toplam ameliyat süresi gruplar arasında anlamlı fark göstermedi. Ameliyat sonrası komplikasyonlar, inotropik destek, cerrahi drenaj miktarı ve cerrahi yoğun bakım ünitesinde kalış süresi açısından gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı. Tek klemp tekniğinde perioperatif miyokard infarktüsü (%2 ve %2.9), inme (%1.6 ve %2.1) ve hastane mortalitesi (%2.4 ve %2.5) oranları biraz daha düşük olması na karşın bu farklar anlamlı değildi. İnme gelişen 10 hasta değerlendirildiğinde, bu komplikasyonun dört hastada ameliyat sonrası birinci günde, altı hastada ameliyat sonrası üçüncü günden sonra geliştiği görüldü. Korelasyon analizi, inmenin diyabet, hiperkolesterolemi, bozulmuş ventrikül fonksiyonu (EF <%40), atriyal fibrilasyon, periferik arter hastalığı, aortun kalsifik olması ve perioperatif miyokard infarktüsü ile ileri derecede ilişkili olduğunu gösterdi.Sonuç: İnme gelişimini önlemede ve miyokardın korunması açısından aortik klemp teknikleri arasında anlamlı fark saptanmadı. Cerrahi ekibin tekniğini inme açısından riskli hastalarda değiştirmesinin anlamlı olmadığı sonucuna varıldı.