Journals / Suç ve Ceza / 2022 / Cilt: 15 - Sayı: 1

FEMALE GENITAL MUTILATION

KADIN GENİTAL MUTİLASYONU

Pages
75–108
DOI
—

Abstract

Female genital mutilation is a deep-rooted practice, yet it aimed to be prohibited partial or completely by legal regulations at both the national and international levels. However, the issues of consent and multiculturalism among female genital mutilation are still a matter of debate and, relevant discussions affect the criminal law. Mutilation, which is maintained to dominate female sexuality and restrain the existence of women in society, is one of the most explicit and concrete examples of patriarchal relations. Considering mutilation as a cultural code itself or as a process performed by free will, would result in the reproduction of gender inequality. The consent given by women and girls is a product of the male domination process and, it would not be possible for them to evaluate the mutilation with complete free will; therefore, “consent” here does not justify the mutilation act. Moreover, acceptance of the cultural defence in a mutilation case would strengthen the control mechanisms over the female body through criminal law. Therefore, legal regulations have to oppose practices as genital mutilation that reinforce genderbased inequalities.

Özet

Kadın genital mutilasyonu, ulusal ve uluslararası düzeyde hukuki düzenlemelerle kısmen veya tamamen yasaklanması amaçlanan bir uygulama olup konuya ilişkin tartışmalar özellikle “rıza” ve “çok kültürlülük” bağlamında halen devam etmekte; bunlar ceza hukuku düzleminde de yankı uyandırmaktadır. Kadın cinselliğini tahakküm altına almak ve kadının toplumdaki varlığını sınırlamak amacıyla yapılan mutilasyon, patriarkal ilişkilerin en somut örneklerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu uygulamayı, kadının salt özgür iradesiyle gerçekleştirdiği bir işlem veya başlı başına kültürel kod olarak ele almak gerçekçi olmayacağı gibi kadın üzerindeki sömürünün göz ardı edilerek eşitsizliğin yeniden üretilmesine sebep olacaktır. Mutilasyon uygulaması için kadın veya kız çocukları tarafından verilen rıza, eril tahakküm sürecinin bir eseri olduğundan öznenin mutilasyon fiilini özgür iradesiyle ve kapsamlı olarak değerlendirmesi mümkün olmamakta; bu nedenle buradaki “rıza”, ceza hukuku bağlamında da fiili hukuka uygun hale getirmemektedir. Dahası, mutilasyona ilişkin kültürel savunmanın kabulü, hukuk eliyle kadın bedeni üzerindeki kontrol mekanizmaların perçinlenmesine yol açacaktır. Dolayısıyla, hukukun cinsiyet temelli eşitsizlikleri pekiştirmeye neden olacak genital mutilasyon gibi uygulamaların karşısında olması bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır.