Journals / darulfunun ilahiyat / 2016 / Sayı: 35
The Bindingness of The Promise in Islamic Law: The Case of Murabaha
- Journal
- darulfunun ilahiyat
- Issue
- 2016 · Sayı: 35
- Pages
- 147–186
- DOI
- —
Abstract
Since the changes in social life bring with new issues in the economic life, many contracts today have different characteristics concerning to time period, certainty and phases of the contract. One of the characteristics is the formation of contracts of exchange relying on the promise. Nowadays, commercial organizations that provide worldwide service, build some of their transactions on promise. In these transactions parties make agreements in order to make commitments with regards to contracts (bay', ijarah etc.) that they will make in the future. When these commitments were considered as contracts, this would lead to forbidden activities in fiqh such as "two sales in one transaction" and "sale of something that is not present," and therefore these transactions would not be permitted. For this reason, scholars have preferred to explain the commitment in these agreements as a promise rather than a contract. Therefore, as becoming an indispensable element of modern types of contract, promise has occupied an important place. However this new place in terms of contracts leads to the debate called "bindingness of promise." Since it became subject to many discussions in Islamic finance in the 20th century, my aim is to focus on the issue of the bindingness of promise in the context of modern murabaha in Islamic law. In this light, the subjects covered are as follows: the debates about the bindingness of the promise, analysis of the opinions on the issue, kinds of religious and legal responsibilities that parties undertake, and the debate on promise through the context of murâbaha in the modern period.
Özet
Toplumsal hayatta meydana gelen değişmeler, iktisadi hayatta da bir takım yenilikleri beraberinde getirdiği için günümüzdeki pek çok akit türü, işlemin atfedildiği zaman dilimi, bağlayıcılığı ve içerdiği merhaleler açısından farklı özellikler taşımaktadır. Bu özelliklerden biri de, alım-satım sözleşmelerinin vaad üzerine kurulu olarak yapılmasıdır. Günümüzde dünya çapında hizmet veren ticari kuruluşlar işlemlerinin bir kısmını alım-satım vaadleri üzerine kurmaktadır. Bu işlemlerde taraflar bir takım anlaşma ve sözleşmeler yaparak ileride yapacakları akitlerle (bey‘, icâre vs.) ilgili bir takım taahhütlerde bulunmaktadır. Sözleşmedeki bu taahhütler, akit olarak kabul edildiğinde ise, “bir işlemde iki satış” ve “elde olmayan şeyin satımı” gibi fıkıhta yapılması yasak olan şeylerin varlığı söz konusu olacağı için bu işlemlerin caiz olması mümkün değildir. Bu sebeple sözleşmelerde yer alan taahhütlerin akit değil de, vaad olarak izah edilme yolu tercih edilmiştir. İşte böylece vaad, modern akit türlerinin vazgeçilmez bir unsuru haline gelerek önemli bir yere sahip olmuş; ancak vaadin, akitler bünyesinde edindiği bu önemli pozisyon, “vaadin bağlayıcılığı” adında yeni bir tartışmayı da beraberinde getirmiştir. 20.yy’da özellikle İslam iktisadıyla ilgili pek çok çalışma ve tartışmanın gündemini oluşturması hasebiyle, bu çalışmada İslam hukukunda vaadin bağlayıcılığı meselesini murâbaha bağlamında ele almayı hedefledik. Bu amaç doğrultusunda öncelikle İslam hukukunda vaadin bağlayıcılığıyla ilgili tartışmalar, konuyla ilgili görüşlerin analizi ve tarafların vermiş olduğu sözlerin kendilerine diyâneten veya kazâen ne tür bir sorumluluk yüklediği; akabinde ise murâbaha bağlamında modern dönemdeki vaad tartışmaları mevzubahis edilmiştir.