Journals / Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi / 2021 / Sayı: 99
A Story of Transformation From Turkmen Baba (Father) to Bektashi Baba: Halifet Baba Zāwiya
- Issue
- 2021 · Sayı: 99
- Pages
- 285–298
- DOI
- —
Abstract
Dervishes of heterodox sects such as Yasawiyya, Haydariyya and Kalenderiyya migrated to Anatolia from the thirteenth century. These people, who were some sort of Islamic propagandists, found a suitable ground for spreading their beliefs in Anatolia, not in cities, but in villages and among nomads. Turkmen baba (father) and dervishes, belonging to heterodox groups, settled in western Anatolia, especially in the Byzantine border, and established their zāwiyas. They also have warrior identities and had the opportunity to propagate jihād and Islam in the border. As the Turkish sultans saw them as colonizers who would make the military conquest permanent in the region, their zāwiyas were supported through waqfs (religious endowment). In western Anatolia, where nomadic and semi-settled Turkmen communities were heavily inhabited, Turkmen dervishes became figures who shaped the spiritual world of the communities and warmed them to Islam. Halifet Baba Zāwiya was built in the village of Arabhisar, which was founded on top of the ancient city of Alabanda after the Turkish raids. Stones from the ruins of an ancient Christian temple were also used in its construction. The zāwiya was part of the process of the Turkification and Islamization of the Anatolian lands. During the Ottoman period, his primary name was forgotten, and he became known as Baba Sultan. Bektashi sheikhs ruled it until the nineteenth century. After the Vaka-i Hayriyye (1826), its administration passed to the Qadiriyya order. Today, it is one of the sacred temples visited by the Alawites and is known as Hayri Baba and Arap Dede. In this study, historical transformation of the Halifet Baba Zāwiya will be emphasized in accordance with the Ottoman archival records. The adventure of turning from a Christian cult to an Islamic cult and then into a place considered sacred by the Bektashis, Qadiris and Alawites will be described.
Özet
Yeseviye, Haydariye ve Kalenderiye gibi heterodoks tarikatların dervişleri, on üçüncü yüzyıldan itibaren göçlerle Anadolu’ya yöneldiler. Burada şehirlerden ziyade köylerde ve göçebeler arasında inançlarını yaymak için müsait bir zemin buldular. Heterodoks zümrelere mensup bu Türkmen derviş ve babaları, genellikle Bizans sınırında bulunan Batı Anadolu’ya yerleşerek burada zaviyelerini kurdular. Savaşçı kimlikleri de olan bu insanlar, söz konusu uç bölgede, gaza ve İslam propagandası yapma imkânına eriştiler. Onlar, Türk beyler ve sultanlar tarafından askerî fethi bölgede kalıcı kılacak birer kolonizatör olarak görüldüklerinden, açtıkları zaviyeler de vakıflarla desteklendi. Göçebe ve yarı yerleşik Türkmen cemaatlerinin yoğun olarak iskân edildiği Batı Anadolu’da Türkmen Babalar, cemaatlerin manevi dünyasını şekillendiren ve onları İslam’a ısındıran figürler oldular. Menteşe bölgesinde Çine kazasına bağlı Araphisar köyünde eski bir Hristiyan mabedinin kalıntısı taşlar da kullanılarak inşa edilen Halifet Baba Zaviyesi, Batı Anadolu’daki Türkleşme-İslamlaşma sürecinin bir parçası idi. Osmanlı döneminde asli ismi unutularak Baba Sultan olarak anılmaya başlandı ve Bektaşi tarikatından şeyhlerce yönetildi. Vaka-i Hayriye sonrası ise idaresi Kadirilere geçti. Günümüzde hâlâ Alevilerin kutsal görüp ziyaret ettiği makamlardandır. “Hayri Baba” ve “Arab Dede” adlarıyla bilinir. Bu çalışmada Osmanlı arşiv kayıtları doğrultusunda Halifet Baba Zaviyesinin tarihsel dönüşümü üzerinde durulacaktır. Hristiyan bir kült alanından İslami bir alana; akabinde Bektaşiler, Kadiriler ve Alevilerce kutsal sayılan bir makama dönüşme serüveni aktarılacaktır.