Journals / Turkish Journal of Gastroenterology / 1998 / Cilt: 9 - Sayı: 2

Solitary rectal ulcer and results of its medical management

Soliter rektal ülser ve medikal tedavinin sonuçları

Pages
179–182
DOI
—

Abstract

Eleven patients (six men and five women), mean age 24.45 (21-29) with a history of rectal bleeding, diffuculty in defecation and incomplete rectal evacuation, were diagnosed by rectosigmoidoscopic and histologic work-up with solitary rectal ulcer.In all cases the ulcer was located 4-8 cm above the pectinate line. The rectal ulcer was located on the front wall in nine cases, on the back wall in one and on the front-side wall in one. All patients were told to avoid manual rectal evacuation and they were put on a high fiber diet. In addition, they received 40 g oflactulose each evening, and Trimebutin, 100 mg tid. before meals. They also a kortos suppositury., which is composed of 5 mg hydrocortisone acetateta and 27 mg pistocain, qd, every night. Patients were seen on months one and three after starting treatment, and had a physical examination, endoscopy and rectosigmoidoscopy. After three months of treatment, the symptoms of rectal bleeding and pelvic pain had totally subsided in all patients. The patients'complaints of constipation and diffuculty in defecating had also improved. In six patients, ulcer size had decreased by 70% on month one; in four of the tehm the ulcer healed with a band scar and some granulation tissue by month 3 and in the other( two the ulcer size had decreased by 90% on month three. In the other 5 patients, the ulcer size decreased by 50% at month 1 and by 70-80% at month 3. The results of this study suggests that the above mentioned management of solitary rectal ulcer consisting of diet regulation, laxatives, anticholinergics and local anti-inflamatory drugs may be at least partially effective. The long term effects of such treatement have to be explored as well and controlled studies are required to verify our results.

Özet

Rektal kanama, zorlu defekasyon, uzun süre tuvalete oturma, parmakla rektum boşaltması hikayesi olan altısı erkek, beşi kadın 11 hastaya rektosigmoidoskopik ve histopa-tolojik olarak soliter rektum ülseri tanısı konuldu. Hastalar 21 ile 29 yaşlan arasında olup yaş ortalaması 24.45 idi. Ülser tüm olgularda pektinat çizgiden 4-8 cm uzaklıkta; dokuz vakada ön duvarda, bir vakada arka duvarda ve bir vakada da ön-yan duvardaydı. Hastaların hepsine tuvalette parmak kullanmamaları, bol fiber içeren gıdaların alınması ve rafine gıdalardan kaçınılması telkin edildi. Hastalara konstipasyonu gidermek için akşam yatarken iki ölçek (yaklaşık 40 gr) laktuloz ve her yemekten önce bir tablet Trimebutin 100 mg verildi. Ayrıca bir ay boyunca tüm hastalara 5 mg hidrokortizon asetat ve 27 mg pistokain içeren suppozituvar (kortos suppozituvar) günde bir kez yatarken verildi. Bir ve üçüncü aylarda hastalar şikayetleri yönünden ve rektosigmoidoskopik olarak kontrol edildi. Aynı tedaviye üç ay boyunca devam edildi. Üçüncü ayın sonunda hastalardan hiçbirinde kanama ve pelvik bölgede ağrı şikayetinin kalmadığı; konstipasyon, tuvalette uzun süreli kalma, zorlu defekasyon şikayetlerinin hemen hemen geçtiği saptandı. Üç ay sonra yapılan rektosigmoidoskopik incelemede birinci ayda % 70 oranında küçülme gösteren altı vakadan dörtünde ülserin tamamen kapandığı ve çizgi şeklini aldığı, ülser zemininde granulasyon dokusu geliştiği; iki vakada ise yaklaşık % 90 oranında kapandığı tespit edildi. Bir aylık tedavi sonrası % 50 kapanan beş vakada ise ülserlerin tedavi öncesine göre % 70-80 oranında kapandığı, ülser derinliğinin azaldığı görüldü. Bu tedavinin sonuçlarına göre soliter rektal ülserde tedavi diyetin düzenlenmesi, laksatifler, anti kolinerjikler ve lokal olarak ülser iyileşmesini hızlandıran ilaçların kullanılmasıyla yapılabilr. Yaptığımız tedavinin uzun süreli etkileri kontrollü çalışmalarla araştırılmalıdır.