Journals / Turkish Journal of Gastroenterology / 1997 / Cilt: 8 - Sayı: 4
Periampuller karsinomanın tanınmasında sfinkterotominin önemi: ERKP uygulanan 664 hastanın değerlendirilmesi
- Pages
- 406–412
- DOI
- —
Abstract
Objectives: Although periampullary carcinoma usually can be diagnosed at an early stage because of its strate¬gic location, in a substantial number of cases (23% to 25% of ca¬ses of periampullary carcinoma), the papilla can be prominent, but without an identifiable mass or ulceration. As a result, du-odenoscopy alone fail to identify the tumor. In this series, the usefulness of sphincterotomy in establishing a diagnosis of pe¬riampullary carcinoma is documented. Materials and Methods: A total of 664 patients, who had clini¬cal, biochemical and I or sonographic evidence of pancreaticobi-liary disorders underwent endoscopic retrograde cholangi-opancreaticography (ERCP) at Hacettepe University Hospital between March 1985 and September 1994 were studied. All identified lesions were biopsied. Result: In 66 of the 664 patients, a specific periampullary or pancreatic diagnosis could be made. These included 30 cases of pancreatic carcinoma (14 in the head, 15 in the corpus, and one in the tail), 10 cases of chronic pancreatitis, 15 cases of periam¬pullary carcinoma and 11 miscellaneous. None of the 15 peri¬ampullary carcinomas was demonstrable by abdominal compu¬ted tomography, sonography or pancreatic angiography. In 12, the diagnosis was established inmediately by endoscopic visu¬alization of the tumor and biopsy. In the remaining three, the tumor was visualized as a protrutring mass only after papilla-tomy was performed. All cases were treated surgically with a pylorus preserving pancreaticoduodenectomy. No symptoms of dumping were experienced postoperatively. The survival of the¬se 15 patients was good with a mean survival of 24.2 months. Conclusions: Careful endoscopic examination of the periampul¬lary mucosa before and after sphincterotomy is required to iden¬tify periampullary carcinoma; a pylorus preserving panc¬reaticoduodenectomy revealed excellent post-surgical outcome with no post operative symptoms of the dumping syndrome.'
Özet
Amaçlar: Periampuller karsinoma anatomik yeri nede¬niyle genellikle erken evrede teşhis edilebilmesine rağmen, va¬kaların %23-25'inde papillada ülserasyon veya kitle olmaksızın belirginleşme olması nedeniyle sadece duodenoskopi tümöfü teşhis edemeyebilir. Serimizde periampuller karsinoma tanı¬sında sfinkterotominin yararlı olduğu gösterilmiştir. Materyal ve metod: Mart 1985 ile Eylül 1995 arasında Hacette¬pe Üniversitesi Hastanesinde klinik, biyokimyasal ve I veya so-nografik yöntemlerle pankreatikobilier sistem patolojisi düşü¬nülen toplam 664 hastaya endoskopik retrograd kolanjiopank-reatikografi (ERKP) uygulandı ve tespit edilen tüm lezyonlar-dan biyopsi alındı. Sonuçlar: 664 hastanın 66'sında periampuller tümör veya pankreasa ait patoloji tanısı kondu. Bunların 30'u pankreas karsinomu (14'ü baş, 15'i gövde, ve l'i kuyruk bölgesinde), 10'u kronik pankreatit, 15'i periampuller tümör ve ll'i de diğer pa¬tolojilerdi. 15 periampuller karsinomanin hiçbiri abdominal kompüterize tomografi, ultrasonografi ve pankreatik anjiogra¬fiyle belirlenemedi. 12'sinde tümörün görülüp biyopsi alınma¬sıyla kondu. Geriye kalan 3 vakada ise tümör ancak papilloto-mi sonrasında görülebildi. Tüm vakalar pilor koruyucu pank-reatikoduodenektomi ile tedavi edildiler. Ameliyat sonrası "dumping" sendromu izlenmedi. Ameliyat sonrası ortalama sağ kalım süresi 24.2 ay olarak belirlendi. Sonuçlar: Periampuller karsinoma tanısı koymak için sfinktre-tomi öncesi ve sonrasında periampuller mukozanın dikkatli şekilde incelenmesi gerekir. Pilor koruyucu pank-reatikoduodenektomi uzun postoperatif sağ kalım süresi ve "dumping" sendromu saptanmaması nedeniyle oldukça başarılı bir yöntem olarak değerlendirildi.