Journals / Turkish Journal of Gastroenterology / 2012 / Cilt: 23 - Sayı: 5

Gastrointestinal semptomları olan çocuklarda izole anti-gliadin immunglobulin-A antikor pozitişiği

Isolated positive anti-gliadin immunoglobin-A antibody in children with gastrointestinal symptoms

Pages
485–489
DOI
—

Abstract

Background/aims: The use of immunoglobulin G and A anti-gliadin antibodies for celiac disease screening has decreased due to higher specificity and sensitivity of tissue transglutaminase and endomysial antibodies. Greater values of immunoglobulin-A anti-gliadin antibody have been associated with more severe mucosal damage in proven and probable celiac disease patients. The aim of this study was to determine whether anti-gliadin antibody immunoglobulin A has any clinical importance in diagnosing celiac disease in children. Children with a chronic history of vomiting, abdominal pain, diarrhea, or constipation in the outpatient clinic were evaluated for celiac disease. Materials and Methods: Tissue transglutaminase and anti-gliadin antibody immunoglobulin A in serum were determined by ELISA test and endomysial antibodies immunoglobulin A by indirect immunofluorescence. Most of these children with isolated positive anti-gliadin antibody immunoglobulin A were further evaluated by performing proximal gastrointestinal biopsies. Results: Sixteen children had isolated positive anti-gliadin antibody immunoglobulin A (negative tissue transglutaminase and endomysial antibodies immunoglobulin A). Eight were male (mean age: 9.7 years). None had immunoglobulin A deficiency. Thirteen underwent an upper endoscopy with multiple small bowel biopsies. Two patients had villous atrophy and slightly increased intraepithelial lymphocytes (Marsh 3a), which could make the diagnosis of celiac disease likely. These two patients had high titers of anti-gliadin antibody immunoglobulin A above 70 Units. Conclusions: An isolated positive antigliadin antibody immunoglobulin A result in the absence of positive tissue transglutaminase and endomysial antibodies immunoglobulin A should raise the suspicion of the diagnosis of celiac disease. This could be a non-specific phenomenon that could be found in other gastrointestinal conditions, latent celiac disease, or gluten hypersensitivity. A longitudinal clinical follow-up is recommended in these children to confirm the diagnosis.

Özet

Amaç: Çölyak hastalığı taramasında, anti-gliadin immunglobulin G ve A antikorlarının kullanımı, doku transglutaminaz ve endomisyal antikorların daha yüksek olan duyarlılık ve özgüllüğü nedeniyle giderek azalmaktadır. Kanıtlanmış ve muhtemel çölyak hastalığı olguları nda, yüksek anti-gliadin immunglobulin A değerleri daha ciddi mukozal hasarla ilişkilidir. Çalışmanın amacı, anti-gliadin immunglobulin A'nın çocuklarda çölyak hastalığı tanısı konmasında klinik önemi olup olmadığını tespit etmektir. Gereç ve Yöntem: Polikliniğe kronik kusma, karın ağrısı, ishal veya kabızlık hikayesiyle başvuran çocuklar, çölyak hastalığı açısından değerlendirildi. Serum doku transglutaminaz ve anti-gliadin immunglobulin A düzeyleri, EL SA testiyle, endomisyal antikor immunoglobulin A ise indirek immunoşoresans yöntemiyle tespit edildi. Anti-gliadin immunglobulin A sonucu pozitif olan çocukların çoğuna ileri tetkik olarak proksimal gastrointestinal biyopsi yapıldı. Bulgular: Onaltı çocukta, izole anti-gliadin immunglobulin A pozitişiği (negatif doku transglutaminaz ve endomisyal antikor immunoglobulin A) saptandı. Sekiz tanesi erkekti (ortalama yaş, 9.7). Hiçbirisinde immunoglobulin A yetmezliği yoktu. Onüç tanesinden, üst endoskopi ile çok sayıda ince barsak biyopsisi alındı. ki hastada villöz atrofi ve intraepitelial lenfosit sayısında hafif artış (Marsh 3a) ile muhtemel çölyak hastalığı tanısı kondu. Bu iki hastada anti-gliadin immunglobulin A titresi 70 ünitenin üzerindeydi. Sonuç: Doku transglutaminaz ve endomisyal antikor immunoglobulin A pozitişiği olmadığında, izole anti-gliadin immunglobulin A pozitişiği olması durumunda, çölyak hastalığı tanısı ihtimali düşünülmelidir. Bu latent çölyak hastalığı veya gluten hipersenstivitesi gibi durumlarda olabilecek non-spesifik bir durum olabilir. Bu çocuklarda uzun süreli klinik takip, tanının kesinleştirilmesi için önerilmektedir.