Journals / Turkish Neurosurgery / 2014 / Cilt: 24 - Sayı: 6

Dekompresif Kraniy ektomi Sonrasında Hidrosef ali Yönetimi

Management of Hydrocephalus After Decompressive Craniectomy

Pages
855–858
DOI
—

Abstract

AIM: We set out to investigate the optimal timing for shunt placement in patients with hydrocephalus after decompressive craniectomy (DC). MATERIAL and METHODS: We studied 63 consecutive patients that underwent DC because of traumatic brain inj ury, middle cerebral artery infarct or intracerebral hemorrhage. Hydrocephalus was diagnosed in 23/63 patients. The 23 patients were divided into two groups. The first group (A) consisted of 11 patients in whom a ventriculoperitoneal shunt was placed simultaneously or before cranioplasty. In the second group (B) of 12 patients, we performed cranioplasty and a ventriculostomy with monitoring of intracranial pressure was placed simultaneously. After 3 to 5 days, a ventriculoperitoneal shunt was placed with the most appropriate opening pressure. RESULTS: In group A, nine out of the eleven patients experienced complications, mainly hygromas or hematomas that required reoperation. In group B, none of the patients was reoperated. The use of programmable valves allowed for non-invasive revision of the opening pressure when required. CONCLUSION: Cranioplasty and ventriculostomy followed by a second stage placement of a ventriculoperitoneal shunt are associated with fewer complications in the treatment of hydrocephalus after DC.

Özet

AMAÇ: Dekompresif kraniyektomi (DK) sonrasında hidrosefali hastalarında şant konulması için optimum zamanı belirlemeye çalıştık. YÖNTEM ve GEREÇLER: Travmatik beyin hasarı, orta serebral arter infarktı veya intraserebral kanama nedeniyle DK yapılan arka arkaya 63 hastayı çalışmaya aldık. Hidrosefali 23/63 hastada mevcuttu. Bu 23 hasta iki gruba bölündü. Birinci grup (A) ventriküloperitoneal şantın kraniyoplastiyle aynı zamanda veya öncesinde konulduğu 11 hastadan oluşmaktaydı. İkinci grup (B) kraniyoplasti yapılan ve aynı zamanda ventrikülostomi ile intrakraniyal basıncın izlendiği 12 hastadan oluşmaktaydı. 3 ila 5 günden sonra en uygun açılış basıncından bir ventriküloperitoneal şant kateteri yerleştirildi. BULGULAR: Grup Ada, on bir hastanın dokuzu, temel olarak tekrar ameliyat gerektiren hematomlar veya higromalar olmak üzere komplikasyonlar yaşadı. Grup Bde, hiçbir hasta tekrar ameliyat edilmedi. Programlanabilir pompaların kullanılması gerektiğinde açılış basıncının invazif olmayan bir şekilde revizyonunu mümkün kıldı. SONUÇ: Kraniyoplasti ve ventrikülostomi ve sonrasında ventriküloperitoneal şantın ikinci evrede yerleştirilmesi, DK sonrasında hidrosefali tedavisinde daha az komplikasyonla ilişkilidir.