Journals / Erciyes Akademi / 2021 / Cilt: 35 - Sayı: 3
Islam ın Europe: Between European socıology and Islamıc theology
- Journal
- Erciyes Akademi
- Pages
- 1075–1094
- DOI
- —
Abstract
The second half of the twentieth century has an important place in both Islam and Europe. Because many Muslims had to live in Europe for various reasons since these dates. But, the modern, secular public consciousness of Europe is generally quite disturbed by both the presence of Muslims and their increasing visibility. On the other hand, it is clear that Islam is now an undeniable part of Europe. Accordingly, today there is a strong expectation that the demands of the Muslims in Europe and the demands of the European nations and governments should be reconciled. In this study, it is argued that this expectation is formed on the basis of European sociology. In other words, this study argues that the sociology of this event has become more important than its theology, so a real adaptation process will be sociological rather than theological-based. Because existing theological channels seem far from establishing a realistic consensus under current conditions. This does not mean that Islamic theology will disappear, but that this theology and some of its related practices will be rewritten in European conditions. The concept of "European Islam", which is used to express a practical understanding of Islam based on Europe, finds its meaning again in this concept. It can be mentioned that there are two categorical meanings about "European Islam", one of which is of a political nature and the other of a civil nature. Whether it refers to an assimilationist policy or is based on apolitical intellectual efforts, the ground on which both meanings are based is European conditions. The meaning of this for the future is that some new European-based Islamic schools such as "Germany School" and "England School" will be discussed.
Özet
Yirminci yüzyılın ikinci yarısı hem İslâm hem de Avrupa açısından önemli bir yere sahiptir. Çünkü çok sayıda Müslüman çeşitli nedenlerle bu tarihten itibaren Avrupa’da yaşamak zorunda kalmıştır. Avrupa’nın modern, seküler kamusal bilinci ise genel olarak hem Müslümanların varlığından hem de bunun giderek görünürlük kazanmasından oldukça rahatsız olmaktadır. Diğer yandan İslâm’ın artık Avrupa’nın inkâr edilemez bir parçası olduğu da açıktır. Buna bağlı olarak bugün Avrupa’da Müslümanların talepleriyle Avrupalı millet ve yönetimlerin taleplerinin uzlaşması gerektiği yönünde güçlü bir beklenti oluşmuş durumdadır. Bu çalışmada söz konusu beklentinin Avrupa sosyolojisi temelinde oluştuğu ileri sürülmektedir. Diğer bir ifadeyle bu çalışma konunun teolojisinden ziyade sosyolojisinin önemli hale geldiğini, bu yüzden de sahici bir uyum sürecinin teoloji temelli değil sosyoloji temelli olacağını savunmaktadır. Nitekim mevcut teolojik kanallar şimdiki şartlar altında sahici bir uzlaşı tesis etmekten uzak gözükmektedir. Bu, İslâm teolojisinin yok olacağı anlamına değil, bu teoloji ve buna bağlı bazı uygulamaların Avrupa koşullarında yeniden yazılacağı anlamına gelmektedir. Avrupa temelli fiili bir İslâm anlayışını ifade etmek için kullanılan “Avrupa İslâmı” kavramı bu konsept içinde yeniden anlamını bulmaktadır. “Avrupa İslâmı” hakkında biri politik diğeri sivil nitelikli olmak üzere iki kategorik anlamın varlığından söz etmek mümkündür. İster asimilasyonist bir politikaya gönderme yapsın isterse sivil nitelikli entelektüel çabalara dayansın her iki durumda da anlamın dayandığı zemin Avrupa koşullarıdır. Bunun geleceğe yönelik anlamı “Almanya Ekolü”, “İngiltere Ekolü” gibi Avrupa temelli yeni bazı İslâm ekollerinin konuşulabilecek olmasıdır.