Journals / Türkiye'de Lösemi Lenfoma Miyelom Araştırmaları / 2020 / Cilt: 4 - Sayı: 1

Vitamin D Deficiency and Outcomes in Adult Acute Leukemia Patients After Allogeneic Hematopoietic Stem Cell Transplantation

Erişkin Akut Lösemi Hastalarında Vitamin D Eksikliğinin Allojeneik Hematopoietik Kök Hücre Nakli Sonuçlarına Etkisi

Pages
14–17
DOI
—

Abstract

Objective: Vitamin D deficiency is one of the public health concerns which has multiple effects on different systems such as cardiovascular system, immune system and bone metabolism. Vitamin D exerts its biologic function through the vitamin D receptor, located in cells from the innate and adaptive immunity. It blunts inflammation while enhancing a tolerogenic status, mediating in immune homeostasis. It can also affect post-hematopoietic stem cell transplantation (HSCT) complications such as graft-versus-host disease (GVHD). Recent studies have proved the association between chronic and acute GVHD and low levels of serum vitamin D in allogeneic HSCT patients. Patients and Methods: In this retrospective study we analyzed the effect of vitamin D level on transplantation outcome in 128 acute leukemia patients. Patients were 95 acute myeloid leukemia, 33 acute lymphoblastic leukemia; male/female ratio 67/61 and median age was 45 years (19-73 years). Donors were 55 HLA match sibling, HLA match or well match unrelated donor and 22 haploidentic. Vitamin D levels were low (under 30 ng/mL) except five patients and very low (under 10 ng/mL) 65 of the patients. So we compare the two group under and above 10 ng/mL. Results: The two groups were similar related to age, donor type, conditioning, sex and ABO match. The ratio of patients in remission and refractory disease were also not different between the groups. The group with deep vitamin D deficiency there was no increase regarding to acute and chronic GVHD and also we did not have increased cytomegalovirus reactivations in this group of patients. Conclusion: With these results we may say the level of deficiency (very low or low) seems to have no additional disadvantage for GVHD and cytomegalovirus reactivation but it will be more meaningful when these data is compared with the patients that has normal vitamin D levels.

Özet

Amaç: Vitamin D eksikliği, kalp damar sistemi, immün sistem ve kemik metabolizması gibi pekçok farklı sistemde olumsuz etkilere sebep olabilecek, toplum sağlığı açısından önemli bir metaboliksorun olarak değerlendirilmektedir. Vitamin D etkilerini, doğuştan ve adaptif immün sistemhücrelerinde bulunan vitamin D reseptörleri aracılığıyla gösterir. İnflamasyonu durdururken aynızamanda tolerans oluşturarak immün dengelenme oluşturur. Hematopoietik kök hücre naklisonrası ortaya çıkan graft versus host hastalığı (GVHH) gibi komplikasyonları etkileyebilir. Sonçalışmalar, düşük D vitamin düzeylerinin akut ve kronik GVHH ile ilişkili olduğunu göstermiştir.Hastalar ve Yöntem: Bu retrospektif çalışmada, 128 akut lösemi olgusunda vitamin D düzeylerininnakil sonuçlarına etkisi değerlendirildi. Hastaların 67’si erkek, 61’i kadın, yaş ortalaması 45(19-73 yıl) yıldı. Doksan beş hasta akut miyeloid lösemi, 33 hasta akut lenfoblastik lösemi idi. Ellibeş histokompatibilite antijeni (HLA) tam uygun kardeş, 51 HLA tam ya da iyi uygun akraba dışıve 22 haploidentik verici mevcuttu. Vitamin D düzeyleri beş hasta dışında tüm hastalarda düşük(30 ng/mL’nin altında), 65 hastada çok düşük (10 ng/mL’nin altında) bulundu. Hastalar, vitamin Ddüzeyi 10 ng/mL’nin altında ve üstünde olarak iki gruba ayrılarak değerlendirildi.Bulgular: İki grup yaş, verici tipi, hazırlık rejimi, cinsiyet ve kan grubu açısından benzer bulunmuştur.Remisyonda ve refrakter olan hasta oranları da iki grup arasında farklılık göstermemiştir.Çok düşük vitamin D düzeyi olan grupta akut ve kronik GVHH artışı gözlenmemiş, aynı zamandasitomegalovirüs reaktivasyonu da bu grupta daha fazla saptanmamıştır.Sonuç: Bu sonuçlara bakılarak, çok düşük vitamin D düzeylerinin akut lösemili hastalarda GVHH vesitomegalovirüs reaktivasyonu için bir dezavantaj oluşturmadığını söyleyebiliriz. Bu verilerin vitaminD düzeyi normal olan olgularla karşılaştırılarak değerlendirilme yapılması daha anlamlı olacaktır.