Journals / sinecine: Sinema Araştırmaları Dergisi / 2022 / Cilt: 13 - Sayı: 1

READING SONG OF MY MOTHER AS AN EXAMPLE OF ACCENTED CINEMA

BİR AKSANLI SİNEMA ÖRNEĞİ OLARAK ANNEMİN ŞARKISI

Pages
35–65
DOI
—

Abstract

One of the most important recent developments within film studies is the emergence of a new field conceptualized variously as accented cinema, intercultural cinema, or transnational cinema. According to the theory of accented cinema developed by Hamid Naficy as a means of evaluating the films of exilic, diasporic, and postcolonial filmmakers, accented films use similar formal strategies when dealing with themes like displacement, exile, journeying, home, homelessness, national identity, belonging, and personal and collective memory, while generally taking an oppositional stance in relation to dominant cinema. This article analyses Erol Mintaş’s feature debut, Klama Dayika Min (Song of My Mother, 2014), a story of displacement, through the lens of Hamid Naficy’s theory of accented cinema. Mintaş’s film focuses on a mother and son who, twenty years after their forced migration from Doğubeyazıt to Istanbul in the 1990s, have once again been driven from their home due to urban transformation, and thus, in a sense, are doubly exiled. This article examines the ways in which homeland and life in exile are represented in the film as well as the formal strategies used in this representation with the aim of revealing the thematic and formal similarities Song of My Mother shares with accented films. Drawing upon theories on nostalgia, memory, collective memory, and counter-memory as well as Laura Marks’s views on intercultural cinema, this article analyzes the key role played in the film by two themes central to accented cinema—namely, nostalgia and memory—with a view to identifying the ideological position of the film with respect to dominant culture. Thus, this article shows that Song of My Mother, which warns against cultural amnesia and calls for the preservation of Kurdish collective identity, can be read as an example of accented cinema that stands in opposition to mainstream culture.

Özet

Son yıllarda film çalışmalarındaki en dikkat çekici gelişmelerden biri, aksanlı sinema, kültürlerarası sinema ve ulusaşırı sinema gibi terimlerle kavramsallaştırılan bir alanın giderek daha fazla ön plana çıkmasıdır. Sürgün, diasporik ve postkolonyal sinemacıların iki farklı kültürün arasında kalmışlıktan beslenen filmlerini anlamlandırmak üzere Hamid Naficy’nin geliştirdiği aksanlı sinema kuramına göre yerinden edilmişlik, sürgünlük, yolculuk, yurt, yurtsuzluk, ulusal kimlik ve aidiyet, bireysel ve kolektif bellek gibi meselelere değinirken benzer biçimsel stratejilere başvuran aksanlı filmler, genellikle egemen sinemanın karşısında konumlanan muhalif bir duruş sergiler. Bu çalışma, Erol Mintaş’ın yerinden edilmişlik deneyimi etrafında şekillenen ilk uzun metrajı Klama Dayika Min’i (Annemin Şarkısı, 2014) Hamid Naficy’nin aksanlı sinema kuramından yola çıkarak incelemeyi amaçlamaktadır. Annemin Şarkısı, 1990’larda Doğubeyazıt’taki köylerinden İstanbul’a göçtükten yirmi yıl sonra kentsel dönüşüm nedeniyle bir kez daha yerinden edilen, bir nevi sürgün içinde sürgüne maruz kalan bir anne ile oğlunun hikayesini anlatır. Bu çalışma, Annemin Şarkısı’nda sürgünlüğün, sürgündeki hayatın ve geride bırakılan yurdun nasıl temsil edildiğini, bu temsillerde hangi biçimsel stratejilerden yararlanıldığını çözümleyerek filmin aksanlı sinemayla paylaştığı tematik ve biçimsel benzerlikleri ortaya koymaktadır. Ayrıca aksanlı sinemada ana izlekler olarak karşımıza çıkan nostalji ve bellek meselelerinin filmde oynadığı kilit rol ayrıntılı bir analize tabi tutularak filmin egemen kültür karşısında politik-ideolojik konumlanışı sorgulanmaktadır. Bu sorgulama dahilinde hem nostalji, bellek, kolektif bellek ve karşı-bellek ile ilgili kuramlardan hem de Laura Marks’ın kültürlerarası sinema hakkındaki görüşlerinden faydalanılmaktadır. Neticede bu çalışmada Annemin Şarkısı’nın bellek yitimine direnmeye ve Kürt kolektif belleğini muhafaza etmeye yönelik mesajlar barındıran, böylelikle ana akım karşısında muhalif bir duruş sergileyen bir aksanlı sinema örneği olarak değerlendirilebileceği gösterilmektedir.

Keywords: Erol Mintaş, Annemin Şarkısı, aksanlı sinema, nostalji, kolektif bellek