Journals / MN Kardiyoloji / 2021 / Cilt: 28 - Sayı: 3

Evaluation of The Relationship Between P Wave Dispersion and Atrial Fibrillation in Patients with Pulmonary Embolism

Pulmoner Emboli Hastalarında P Dalga Dispersiyonu ile Atriyal Fibrilasyon Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi

Pages
165–170
DOI
—

Abstract

Objective: Atrial fibrillation is the most common type of arrhythmia requiring treatment in clinical practice.There are many factors in‐ volved in the development of atrial fibrillation. Previous studies have evaluated the relationship between atrial structural changes ‐ changes in atrial electrical activity and atrial fibrillation in a variety of clinical situations. Clinical studies on atrial fibrillation seen in pa‐ tients with pulmonary embolism are limited. We aimed to evaluate the relationship between P wave dispersion and atrial fibrillation in patients followed up with a diagnosis of pulmonary embolism. Material and Method: A total of 43 pulmonary embolism patients with atrial fibrillation and 108 pulmonary embolism patients with‐ out atrial fibrillation were included. Clinical findings and electrocardiogram at diagnosis were collected. P wave dispersion, defined as the difference between the maximum P wave duration and the minimum P wave duration. Results: Maximum P wave duration and P wave dispersion time were statistically significantly higher in the group with a diagnosis of atrial fibrillation (p<0.05). The cut‐off value for p wave dispersion was determined as 36.5 ms in ROC analysis, atrial fibrillation with a sen‐ si tivity of 95.3% and specivity 95.4%. Considering the regression analysis, p wave dispersion (odds ratio: 1.829, 95% confidence inter val: 1.295‐2.582; p=0.001) was found to be associated with the development of atrial fibrillation in patients with pulmonary embolism. Conclusion: P wave dispersion can be considered as a predictor for the development of atrial fibrillation in patients with pulmonary em‐ bolism. Considering that the patient group with high P wave dispersion time is at risk for the development of atrial fibrillation, periodic follow‐up for atrial fibrillation can be evaluated.

Özet

Amaç: Atriyal fibrilasyon, klinik pratikte tedavi gerektiren en yaygın aritmi türüdür. Atriyal fibrilasyonun gelişmesinde rol oynayan bir‐ çok faktör vardır. Önceki çalışmalar, birçok farklı klinik durum içinde atriyal yapısal değişiklikler ile atriyal elektriksel aktivite değişiklik‐ leri ve atriyal fibrilasyon arasındaki ilişkiyi değerlendirmiştir. Pulmoner emboli hastalarında görülen atriyal fibrilasyon ile ilgili çalışma‐ lar sınırlı sayıdadır. Pulmoner emboli tanısı ile takip edilen hastalarda P dalga dispersiyonu ile atriyal fibrilasyon arasındaki ilişkiyi de‐ ğerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Atriyal fibrilasyonu olan 43 pulmoner emboli hastası ve atriyal fibrilasyonu olmayan 108 pulmoner emboli hastası da‐ hil edildi. Tanı anında klinik bulgular ve elektrokardiyogram toplandı. Maksimum P dalgası süresi ile minimum P dalgası süresi arasın‐ daki fark olarak tanımlanan P dalga dağılımı hesaplandı. Bulgular: Maksimum P dalga süresi ve P dalgası dispersiyon süresi atriyal fibrilasyon tanılı grupta istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulundu (p<0,05). ROC analizinde P dalgası dispersiyon süresi için sınır değer 36,5 msn, %95,3 duyarlılık ve %95,4 özgünlük ile tespit edildi. Regresyon analizine bakıldığında, pulmoner emboli hastalarında p dalga dispersiyonunun (risk oranı: 1,829, %95 güven ara‐ lığı: 1.295‐2.582; p=0,001) atriyal fibrilasyon gelişimi ile ilişkili olduğu bulundu. Sonuç: P dalga dispersiyonu, pulmoner emboli hastalarında atriyal fibrilasyon gelişimi için bir öngörücü olarak düşünülebilir. P dalgası dispersiyon süresi yüksek olan hasta grubunun atriyal fibrilasyon gelişimi açısından risk altında olduğu düşünülerek atriyal fibrilasyon için periyodik takip değerlendirilebilir.