Journals / sinecine: Sinema Araştırmaları Dergisi / 2015 / Cilt: 6 - Sayı: 1
FILM LITERACY: CONTINUITY CINEMA AS A VISUAL COMMUNICATION SYSTEM
- Pages
- 57–89
- DOI
- —
Abstract
Making sense of films is an amazing mental and cognitive activity that requires the viewer to maintain a sense of continuity despite fragmentations in time and space and thus induces activation of several areas of the cerebral cortex. The continuity editing rules that emerged through trial and error by 1910 are the most dominant and common conventions that allowed viewers to e ortlessly integrate the fragmented parts of a film. This achievement of continuity in cinema has been explained by its ability to mimic the course of natural active perception. From that perspective, films su ciently resemble natural ways of viewing and therefore should be understood almost instantly without any film-specific literacy. Contrary to this perspective, films have also been considered as highly stylized and conventionalized ways of depicting scenes and events. From that perspective, in order to comprehend a movie, viewers would have to acquire some knowledge about the set of filmic rules and conventions beforehand, namely, to gain film literacy. This article will discuss the contributions of “natural perception” and “gained film literacy” to film comprehension, tracing the theoretical arguments and empirical studies on the subject from the fields of film studies, anthropology, and psychology.
Özet
Filmleri anlamlandırmak, filmlerdeki zamansal ve mekânsal parçalanmaya rağmen bir devamlılık duygusu oluşturmayı gerektiren, beynin korteksinde birçok bölgenin aktive olmasına neden olan, müthiş bir zihinsel ve bilişsel aktivitedir. Henüz 1910’lu yıllarda deneme yanılma yöntemiyle keşfedilmiş olan devamlılık sinemasının kuralları, seyircilerin filmleri bu parçalı yapılarına rağmen anlamlı bir bütün olarak algılamalarını sağlayan en baskın ve yaygın film yapma tarzının temelini oluşturmaktadır. Devamlılık sinemasının bu başarısını onun doğal aktif algının işleyişini taklit etmesi ile açıklayan bakış açısına göre filmler onlara özgü bir okuryazarlık gerektirmeden anında anlaşılırlar. Başka bir bakış açısına göre ise filmler, gerçeği betimlemenin oldukça biçimlendirilmiş bir halidir ve filmleri anlamlandırmak için seyircilerin birtakım kod ve kuralları öğrenmesi; yani filmlere özgü görsel bir okuryazarlık kazanması gerekir. Bu makale, doğal algı ile kazanılan film okuryazarlığının filmleri anlamlandırmak üzerindeki katkılarını, film çalışmaları, antropoloji ve psikoloji alanlarında bu konuda ortaya konulmuş kuramlar ile yapılmış deneysel çalışmalar ışığında tartışacaktır.