Journals / Anadolu Akademi Sosyal Bilimler Dergisi / 2022 / Cilt: 4 - Sayı: 1
AFTER THE LAW: DECONSTRUCTION OF GENDER
- Pages
- 187–198
- DOI
- —
Abstract
This paper examines the relationship between feminism and post-structuralist ideas. The writings of Foucault and Derrida, who are considered post-structuralist thinkers, have a significant impact particularly on feminist studies of their time. Likewise, it is possible to notice this interaction in the recent intellectual movements of feminist ideas. The focus of poststructuralist thoughts are deconstruction and genealogy. For feminism, deconstruction’s targeting the nature of language is critical in terms of revealing the patriarchal structure of language in which women are othering in Western metaphysics and featuring the existence of women accordingly. As for genealogical studies they demonstrate the historicity of gender. However, the gender discourse which endeavors to exceed the law from within it cannot run away from producing a new law of identity. Feminism’s attempt to make room for a woman in history maintains the process of othering since it cannot get rid of being linked to dominant discourse of knowledge. Hence this context needs to be addressed in terms of feminism.
Özet
Bu makale feminizmin yapı sonrasındaki düşüncelerle olan ilişkisini incelemektedir. Yapı sonrası düşünürler olarak kabul edilen Foucault ve Derrida’nın yazıları özellikle kendi dönemlerindeki feminist çalışmalar üzerinde oldukça etkilidir. Aynı şekilde feminist düşüncenin son zamanlardaki düşünsel hareketlerinde de bu etkileşimi görmek mümkündür. Yapı sonrası düşüncelerin ilgi odağında soykütük ve yapıbozum yer alır. Feminizm için yapıbozumun dilin doğasını hedef alması, Batı metafiziğinde kadının ötekileştirildiği ataerkil dil yapısını ortaya koymak ve kadın varlığını ön plana çıkarmak açısından önemlidir. Soykütük çalışmaları ise toplumsal cinsiyet yasasının tarihselliğini göstermektedir. Ancak yasanın içinden onu aşmaya çalışan cinsiyet söylemi, yeni bir kimlik yasası üretmekten kaçamaz. Feminizmin tarih içinde kadına yer açma girişimi, egemen bir bilgi söylemine bağlanmaktan kurtulamadığından ötekileştirme işlemini sürdürür. Dolayısıyla feminizm açısından bu bağlamın ele alınması gerekmektedir