Journals / Turkish Journal of Surgery / 2019 / Cilt: 35 - Sayı: 2
Meme başının syringocystadenoma papilliferum lezyonu: Literatür ışığında nadir bir olgunun sunumu
- Journal
- Turkish Journal of Surgery
- Pages
- 151–154
- DOI
- —
Abstract
Syringocystadenoma papilliferum (SCAP), apokrin ter bezlerinin nadir görülen benign bir tümörüdür ve bugüne kadar sadece iki tane meme başı yerleşimli SCAP olgusu bildirilmiştir. Çok az sayıda malign transformasyon ve metastaz bildirilmiştir. Bu olgu sunumunda; intraduktal papilloma (İP) ile tekrarlayan ve meme başı yerleşimli SCAP ile alakalı deneyimlerimizi paylaşmaktayız. Yirmi altı yaşında kadın hasta kliniğimize sol meme başının arkasında kitle ile başvurdu. Kitle eksize edildi ve patoloji raporu SCAP olarak raporlandı. Hastanın bir yıl boyunca nüksü olmadı fakat kitle daha sonrasında aynı lokalizasyonda tekrarladı. Tekrar eksizyon planlandı ve yapıldı. Patoloji raporuna göre ikinci eksize edilen kitlenin tanısı florid tip duktal epitelyal hiperplazi ve İP idi. SCAP, kadınlarda genital bölgede, ekstremitelerde ve gövdede bulunabilir, ancak bunlar baş ve boyundan daha nadirdir. Olgu sunumumuz, meme başında SCAP bildirilen üçüncü olgudur. SCAP nevus sebaseus ile ilişkili olabilir, bazal hücreli karsinom veya srigosistadenokarsinoma papilliferum ile sonuçlanabilir; ancak SCAP’ın İP ile ilişkisi hakkında herhangi bir veri bulunmamaktadır. İki lezyon arasındaki ilişki, iki epitelyal taban arasındaki papiller proçeslerin varlığı da dahil olmak üzere SCAP’ın mikroskopik özelliklerine bağlı olabilir. Bu olgu sunumu sonucunda, meme başının SCAP lezyonu, İP’e dönüşümü veya İP ile tekrarlaması açısından izlenmesini önermekteyiz. Nadir ve az bilinen bu patolojik antitenin karanlık yüzünü aydınlatabilmek için ileri değerlendirmeler gerekebilir; ancak olgu azlığı nedeniyle bunun oldukça zor olduğu değerlendirilmektedir.
Özet
Syringocystadenoma papilliferum (SCAP) is a rare, benign tumor of the apocrine sweat glands, and only two nipple-located SCAP cases have been reported. Very few cases of malignant transformation and metastasis have been reported. We share our experience with SCAP located at the nipple that recurred with intraductal papilloma (IP). A female patient aged 26 years presented to our clinic with a mass at the posterior of the left nipple. The mass was excised, and the pathology report revealed SCAP. The patient had no recurrence for 1 year, but the mass recurred later in the same location. Re-excision was planned and conducted. Diagnosis of the second excised mass according to the pathology report was florid-type ductal epithelial hyperplasia and IP. SCAP may be located in female genitals, extremities, and trunk but these are rarer than in the head and neck. This is the third case reporting SCAP at the nipple. SCAP may be related to nevus sebaceous, resulting in basal cell carcinoma or syrigocystadenocarcinoma papilliferum; however, no data have been reported about the relation of SCAP with IP. The relation may be due to microscopic characteristics of SCAP, including the presence of papillary processes between two epithelial alignments. As a conclusion of this case presentation, SCAP of the nipple must be followed up for IP transformation or recurrence. Further evaluation may be needed for this dark side of the rare and little-known pathological entity; however, because of its rareness, it seems troublesome to diagnose.