Journals / Turkish Journal of Obstetrics and Gynecology / 2015 / Cilt: 12 - Sayı: 4

Endometrial reseptivitenin genomik, proteomik ve lipidomik değerlendirmesi

Genomic, proteomic and lipidomic evaluation of endometrial receptivity

Pages
237–243
DOI
—

Abstract

Endometrial receptivity is a complex phenomenon that plays a vital role in infertility. Although quality of embryo can be evaluated for a successful implantation, endometrial receptivity is still an unknown factor. With advances in technology, the microarray approach has provided an 'omic' tool to evaluate endometrial receptivity. In Latin, 'omic' means the whole family. The genomic, proteomic, and lipidomic evaluations of endometrium mean a wholesome evaluation of the genes, lipids and proteins of the endometrium. Evaluation of receptivity with this three-way approach may provide insight to the potential markers of implantation. Genomic analysis has been limited to date because not every gene alteration affects protein expression. Lipidomic analysis has recently gained popularity because lipids are strictly controlled during the implantation period. In summary, with the recent advances in microarray technology, genomic, lipidomic, and proteomic analyses of the endometrium may provide 'optimal' evaluation tools and criteria to assess receptivity in the near future.

Özet

Endomteriyal respetivite, bugün hala gizemi net olarak çözülememiş olan ancak tedavi umudu içinde olan infertil çiftlerde aydınlatılmasını önemli, belki de en hayati ehemmiyete sahip olan noktadır. Başarılı bir implantasyon için embriyonun kalitesi değerlendirilebilir iken, endometriyal reseptivite bilinmez kalmaktadır. Her geçen gün daha da ilerleyen microarray teknolojisi, endometriyal respetivitenin değerlendirilmesinde 'omik' bakış açısını getirmiştir. 'Omik', bir ailenin bütünü anlamına gelmektedir. Endometriyumun genomik, proteomik ve lipidomik araştırılması, endometriyumun genlerinin, proteinlerin ve lipitlerinin tümünün çalışılmasıdır. Reseptivitenin bu üç başlık altında araştırılması, implantasyona olanak sağlayan markerların belirlenmesinde önemli bir adımdır. Endometriyumda her gen değişikliği, protein ekspresyonunda değişikliğine neden olmadığından, genomik araştırmaların daha geri planda olmasına neden olmuştur. İmplantasyon aralığı boyunca, lipitlerin sıkı kontrol altında olmasının anlaşılması, lipidomik araştırmaların üzerinde daha fazla durulmasına neden olmuştur. Özetle, endometriyal reseptivitenin microarray teknolojisi ışığında genomik, proteomik ve lipidomik açıdan araştırılması, ilerleyen yıllarda, 'optimal' olarak değerlendirilebilecek bir endometriyum için gerekli olan kriterlerin belirlenilmesini sağlayacağına inanılmaktadır