Journals / Turkish Journal of Obstetrics and Gynecology / 2016 / Cilt: 13 - Sayı: 3

Primer ovariyan yetmezliğin etiyolojisinde oksidatif stres ve enflamasyonun rolü

Role of inflammation and oxidative stress in the etiology of primary ovarian insufficiency

Pages
109–115
DOI
—

Abstract

Objective: The aim of this study was to elucidate the etiology and treatment of primary ovarian insufficiency, which is of unknown cause in 95% of the cases. Materials and Methods: Thirty patients aged 18-40 years who presented to Dicle University Faculty of Medicine Clinic of Obstetrics and Gynecology between June 2012 and January 2014 and were diagnosed as having primary ovarian insufficiency based on their clinical and endocrinologic data, and 30 healthy controls were included in this study. Results: No significant differences were found between patients with primary ovarian insufficiency and control subjects in demographic data and lipid profile levels, thyroid- stimulating hormone, prolactin, and glucose. However, the neutrophil to lymphocyte ratio and levels of follicle-stimulating hormone, luteinizing hormone, total antioxidant status, total oxidant status, and oxidative stress index were significantly higher in patients with primary ovarian insufficiency than in control subjects. In the correlation analysis, follicle-stimulating hormone exhibited a positive correlation with total oxidant status, oxidative stress index, and the neutrophil to lymphocyte ratio (r=0.573** p<0.001, r=0.584** p<0.001, r=0.541 p<0.001, respectively) and correlated negatively with total antioxidant status (r=-0.437** p<0.001).Conclusion: The neutrophil to lymphocyte ratio, total oxidant status, and oxidative stress index levels are elevated in primary ovarian insufficiency. Therefore, anti-oxidative and anti-inflammatory treatment might be administered to patients in the early stage of primary ovarian insufficiency. However, larger studies are needed to clarify whether these elevated levels are a cause or a consequence of primary ovarian insufficiency.

Özet

Amaç: Bu çalışmayla amacımız %95 etiyolojisi bilinmeyen prematür ovariyan yetmezliğin etiyolojisine ve tedavisine ışık tutabilmektir. Gereç ve Yöntemler: Haziran 2012-Ocak 2014 yılları arasında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği'ne klinik ve endokrinolojik olarak prematür ovariyan yetmezlik tanısı ile başvuran 18-40 yaş arası 30 hasta dahil edildi.Bulgular: Çalışmamızın sonucunda her iki gruptada pelvik ultrasonografide herhangi bir patoloji yoktu ve her iki grubunda kromozom analizleri normaldi. Demografik veriler açısından gruplar arasında anlamlı bir farklılık izlenmedi. Glukoz, lipit profili, tiroid stimülan hormon, prolaktin düzeyleri açısından anlamlı bir farklılık izlenmedi. Ancak, luteinize edici hormon, total antioksidan statüs, total oksidan statüs ve oksidative stres indeks düzeyleri ve neutrofil lenfosit oranı hasta grupta anlamlı olarak yükseklik izlendi. Estradiol hasta grupta anlamlı olarak düşük tespit edildi (p<0,001). Yapılan korelasyon analizinde folikül stimülan hormon ile total oksidant statüs ve oksidative stres indeks ve neutrofil lenfosit oranı arasında pozitif korelasyon izlendi. Sırasıyla r=0,573** p<0,001, r=0,584** p<0,001, r=0,541 p<0,001. Folikül stimülan hormon ve total antioksidan statüs, arasında negatif korelasyon izlendi r=0,437** p<0,001.Öz Sonuç: Prematür ovariyan yetmezliği olan hastalarda neutrofil lenfosit oranı, total antioksidan statüs, total oksidan statüs düzeyinin yüksek olduğunu söyleyebiliriz ve bu nedenle prematür ovariyan yetmezliğin tedavisinde antioksidatif ve antienflamatuvar tedaviler verilebilir. Ancak bunun prematür ovariyan yetmezliğin etiyolojisinde mi yoksa prematür ovariyan yetmezliğin sonucu mu olduğunu söylemek için daha geniş çalışmalara ihtiyaç vardır.