Journals / Turkish Journal of Anaesthesiology and Reanimation / 2019 / Cilt: 47 - Sayı: 2
Retrospective Analysis of Eighty-Nine Caesarean Section Cases with Abnormal Placental Invasion
- Pages
- 112–119
- DOI
- —
Abstract
Objective: Abnormal placental invasion (API) is defined as an abnormal adherence of the placenta to the underlying uterine wall. Undiagnosed API may result in catastrophic maternal haemorrhage during delivery. In the present retrospective analysis, anaesthetic and surgical records were evaluated in patients with API who had undergone caesarean delivery (CD). Methods: Clinical records of 89 patients with API who had undergone CD were retrospectively reviewed in our clinic between April 2010 and February 2017. Results: Amongst the patients, 87 (97.8%) had a history of previous CD and 68 (76.4%) had placenta previa. In regression analysis, weak positive correlation was found between an increase in packed red blood cell (PRBC) (r=0.420, p=0.001) and fresh frozen plasma (FFP) (r=0.476, p=0.022) transfusions and time of hospital stay. PRBC and FFP consumptions were significantly greater in intensive care unit (ICU) patients than in non-ICU patients (p<0.001). ICU requirement were significantly greater in patients who had more than average crystalloid (p=0.004) and colloid (p<0.001) infusions. Elective CD was performed in 81 (91%) patients and emergency CD in 8 (9%). PRBC transfusions were 7±4.3 U in patients undergoing emergency CD and 3.85±3 U in patients undergoing elective CD (p=0.034). The number of patients requiring care in ICU was 4 (50%), who underwent emergency CD and 12 (14%) who underwent elective CD, (p=0.032). Conclusion: It is crucial that the anaesthesiologist should be familiar with the risk factors and diagnosis of API because of the potential risk of massive haemorrhage. Multidisciplinary approach with surgery and blood bank decreases the amount of bleeding, blood transfusion requirement, ICU and hospital stay in patients with API.
Özet
Amaç: Plasentanın miyometriyuma patolojik bir şekilde bağlanmasıanormal invazif plasentasyon (AİP) olarak adlandırılır. Doğum öncesitanı koyulmamış AİP, doğum sırasında katastrofik hemorajilerle sonuçlanabilmektedir. Çalışmamızda, preoperatif dönemde AİP tanısıkonmuş olgulardaki anestezi ve cerrahiye ilişkin verilerin retrospektifolarak araştırılması amaçlanmıştır.Yöntemler: Kliniğimizde Nisan 2010 ve Şubat 2017 yılları arasındaAİP nedeniyle sezaryen operasyonu geçiren 89 hastanın dosyaları veanestezi kayıt formları retrospektif olarak incelendi.Bulgular: AİP tanısı almış olgulardan 87’sinde (%97,8) geçirilmişsezaryen öyküsü ve 68’inde (%76,4) plasenta previa tanısı mevcuttu.Regresyon analizinde eritrosit süspansiyonu (ES) (r=0,420, p=0,001)ve taze donmuş plazma (TDP) (r=0,476, p=0,022) tüketimindeki artışile hastanede kalış süresi arasında zayıf pozitif korelasyon saptandı.Yoğun bakım ünitesine (YBÜ) çıkarılan hastaların ES ve TDP tüketimi, çıkarılmayanlara göre daha yüksekti (p<0,001). Ortalama sıvıtüketiminin üzerinde kristalloid (p=0,004) ve kolloid (p<0,001) kullanılan hastalarda postoperatif YBÜ’ne gereksinim daha yüksekti. Seksen bir hasta (%91) elektif, 8 hasta (%9) acil şartlarda opere edilmişti.Acil şartlarda opere edilen hastaların ortalama ES tüketimi 7±4,3 Ü,elektif şartlarda opere edilen hastaların 3,85±3 Ü idi (p=0,034). Acilşartlarda opere edilen 4 hasta (%50), elektif şartlarda opere edilen 12hasta (%14,8) YBÜ’ne çıkarılmıştı (p=0,032).Sonuç: Anormal invazif plasentasyon tanısı almış veya risk faktörütaşıyan hastaların anestezi yönetimi, masif hemoraji riski nedeniyleoldukça önemlidir. Bu hastaların yönetiminde cerrahi ekip, anesteziekibi ve kan merkezinin multidisipliner yaklaşım içinde olması kanamamiktarını, kan ve kan ürünleri transfüzyon ihtiyacını, YBÜ ve hastanede kalış süresini azaltmaktadır.