Journals / Toraks Dergisi / 2005 / Cilt: 6 - Sayı: 2

Air pollution problem in Turkey: Sources, measures taken and the present status

Türkiye’de hava kirliliği sorunu: Nedenleri, alınan önlemler ve mevcut durum

Pages
159–165
DOI
—

Abstract

Epidemiological studies report an association between air pollution and cardiorespiratory morbidity and mortality. Although there is a decrease in pollution due to sulphur dioxide (SO2) and particulate matters (PM) in developed countries, these are still above allowed limits and are threatening human health in developing countries such as Turkey due to excessive use of fossil fuels. Hence, air pollution associated with ozone (O3), nitrogen oxides (NOx) and inhaled particulate matters ≤10mm (PM10) is still a global problem. In Turkey, air pollution became public concern in the 1960s, and currently, SO2 and PM levels are being monitored within the country, while the levels of O3, NOx and PM10 are unknown. To improve air quality, new legislations, thresholds and targeted limits have been established together with urgent measures taken against dangerous increases in air pollution. In city centres, use of natural gas has been promoted, and strategies based on the limitation of the emission from traffic, domestic and industrial settings and the use of renewable energy sources to provide clean energy have been developed. Consequently, air quality in metropolitan cities has been improved, however, particularly in winters, air pollution still rises to dangerous levels in smaller cities. The aims of this paper are briefly to discuss the effects of air pollution on health, and mainly, to discuss the problem, measures taken and the present status of air quality in Turkey.

Özet

Epidemiyolojik çalışmalar hava kirliliği ile kardiyorespiratuvar mortalite ve morbidite arasında belirgin bir ilişki olduğunu göstermektedir. Kükürt dioksit (SO2) ve partiküllerden (PM) kaynaklanan hava kirliliği gelişmiş ülkelerde gerilemesine rağmen, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde fosil yakıtların kontrolsüz tüketimi sonucu sağlığı tehdit etmeye devam etmektedir. Ozon (O3), nitrojen oksitleri (NOx) ve inhale edilebilen partiküllerden (PM10) kaynaklanan hava kirliliği ise bütün dünyada sorun olmayı sürdürmektedir. Türkiye’de hava kirliliği 1960’larda izlenmeye başlanmış olup, halen SO2 ve PM düzeyleri yurt genelinde izlenmektedir; O3, NOx ve PM10 gibi kirleticilerin düzeyiyse bilinmemektedir. Hava kalitesini geliştirmeye yönelik yasal düzenlemeler ve önlemler doğrultusunda yeni standart eşik değerler ve hedef limit değerleri oluşturulmuş, hava kirliliği düzeylerindeki tehlikeli artışlara karşı acil önlemler hazırlanmıştır. Kentlerde doğalgaz kullanımının yaygınlaştırılması, konutlar, endüstri ve trafikten kaynaklanan hava kirliliğinin sınırlandırılması ve yenilenebilir temiz enerji kaynaklarının kullanılmasına dayalı stratejiler oluşturulmuştur. Alınan bu önlemlerle büyük kentlerde hava kalitesinde bir iyileşme sağlanmışsa da, halen hava kirliliği düzeyleri daha küçük kentlerde, özellikle kış aylarında ciddi boyutlara çıkmaktadır. Bu yazıda hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri kısaca özetlenecek, asıl olarak ülkemizdeki hava kirliliği sorunu, bu konuda yapılan düzenlemeler, alınan önlemler ve gelinen düzey ele alınacaktır.

Keywords: Halk sağlığı,Çevresel hastalıklar,Hava kirliliği,Hava kirleticiler, çevresel