Journals / Toraks Dergisi / 2005 / Cilt: 6 - Sayı: 3

Association between cytomorphological and clinicopathological features of nonsmall cell lung carcinoma

Akciğerin küçük hücreli dışı karsinomlarında sitomorfolojik ve klinikopatolojik özellikler arasındaki ilişki

Pages
181–188
DOI
—

Abstract

The most important prognostic factor for lung carcinoma which is one of the most common cancer types, is the stage of the tumor. In this study, we assessed the prognostic importance of cytomorphological features of lung carcinoma in transthoracic fine needle aspiration biopsies with their clinicopathologic correlation. Fifty-one patients with lung carcinoma (17 squamous cell, 24 adeno-, 7 large cell and three adenosquamous carcinomas) were diagnosed cytologically by transthoracic fine needle aspiration. All tumors were resected completely. Median follow-up period was 32 months. The slides of the aspirates were retrieved from the archive and reviewed. The cellularity, cellular pleomorphism and cellular dyscohesion capacity of the malignant cells were assessed and scored. Although the overall survival of the patients with tumors revealing hypocellular aspirates were found to be dismal, this cytomorphological feature did not correlate with other clinicopathological parameters. The larger tumors tended to yield aspirates with more dyscohesive features, and cellular pleomorphism and cellularity scores were higher in these tumors. As a result, the cytomorphological features of early stage non-small cell lung carcinomas were not found to be reliable parameters regarding prognosis. However, further studies with large series including patients with advanced stage tumors should be awaited to clarify this issue.

Özet

Günümüzde en sık rastlanan ve en ölümcül kanser türleri arasında yer alan akciğer kanserinde en önemli prognostik faktör, tümörün tanı konduğu sıradaki evresidir. Bu çalışmada, küçük hücreli dışı akciğer tümörlerinde, transtorasik ince iğne aspirasyon materyalindeki sitomorfolojik özellikler ile klinikopatolojik parametreler karşılaştırıldı ve bu özelliklerin prognostik anlamı olup olmadığı araştırıldı. Çalışmaya, tanısı transtorasik ince iğne aspirasyonuyla konan ve opere edilerek tam tümör rezeksiyonu yapılan 51 hasta dahil edildi. Bunlardan 17’si skuamöz hücreli, 24’ü adeno-, 7’si büyük hücreli ve üçü adenoskuamöz karsinomdu. İzlem süresi medyan 32 aydı. Hastalara ait ince iğne aspirasyon materyallerinden hazırlanan yaymalar arşivden çıkarılarak yeniden incelendi ve yayma hücreselliği, tümör hücrelerinin gruplaşma ve dağılma eğilimleri (diskohezyon özelliği), hücresel pleomorfizm yeniden değerlendirildi ve derecelendirildi. Daha hiposellüler olan yaymaların izlendiği tümörlerde sağkalım süresinin daha kısa olduğu görüldü. Ancak, bu özellik diğer klinikopatolojik özelliklerle korelasyon göstermediğinden, ileri yoruma gidilemedi. Daha diskohezif özellikler taşıyan aspiratların daha büyük çaplı tümörlerden elde edildiği gözlendi. Bu tümörlerin aspiratlarındaki hücresellik ve hücresel pleomorfizm derecesi daha yüksekti. Erken evre küçük hücreli dışı akciğer karsinomlarında sitomorfolojik özelliklerin güvenilir birer prognostik parametre olmadığı sonucuna varıldı. Ancak, bu çalışma, inoperabl olan ileri evre tümörler de dahil olmak üzere, daha geniş bir hasta serisi üzerinde tekrarlanarak bu sonucun evreden ve operabiliteden bağımsız olup olmadığı araştırılmalıdır.

Keywords: Biyopsi, ince-iğne,Seyir,Karsinom, küçük hücreli dışı akciğer,Sitoloji