Journals / Toplum ve Bilim / 2010 / Sayı: 118
The periphery of Kemalism: The party, state, and society in early republican Turkey
- Journal
- Toplum ve Bilim
- Issue
- 2010 · Sayı: 118
- Pages
- 124–164
- DOI
- —
Abstract
This article focuses on the local political dynamics of the early Republican era. Taking under close scrutiny the local organizations of the Republican People's Party, it aims to shed light on the unexplored aspects of early Republican politics, i.e. the social composition of the local party administrations, the intra-party rivalries, social contestations over the party organizations in localities, relations between the party and state administrations, and the organizational strength of the party in remote parts of the country. Its preliminary conclusion iş that the official image of the RPP and the Kemalist elite as a bureaucratic, strong, disciplined, well-organized, well-equipped, homogenous and monolithic entity did not represent the characteristics of the local party and state apparatuses. Drawing on the local intra-party rivalries, manipulation of the party and state administrations by local social dynamics, tensions between the local party and state authorities, and the organizational weaknesses of the party and the state, this article argues that these local realities of the party and the state might have likely compelled the central elite to merge the party with the state in 1936. The Kemalist elite and the RPP in the early Republican era have usually been evaluated according to the model of the central party organization. The relatively coherent, strong party organizations and homogenous social compositions of the party membership in the capital city and a few urban centers have led scholars to believe that the central party administration and the Republican elite exerted great influence over the entire party organization throughout the country. However, a closer look at the localities has made it difficult to argue that the central elite managed to fully control local party branches, state administration and local social dynamics. Rather than the central bureaucratic elite, mostly the informal interest groups including influential and wealthy households and persons in localities directed, influenced, and manipulated the party and state apparatuses. That is to say, rather than being a bureaucratic extension of the central elite, the local party organizations constituted contestation terrains on which conflicting and rival interest groups competed with each other for economic interests and political power. Therefore, several conflicts, quarrels, and even fights broke out among local party administrators and party members. Furthermore, many local interest groups and influential households outside the party tried to take control of or manipulate the party and state administrations. In addition, the state administrators cemented strong ties with local wealthy families and were involved in local politics. Therefore, the center did not manage to establish a harmonious relationship between the party and local state authorities in many places. Finally, in contrast with the strong, well-organized and well-equipped image of the party organizations in a limited number of urban centers, the local party branches throughout Anatolia were mostly deprived of even basic equipment, infrastructure, organizational strength, and financial power to carry out their tasks. The deficiencies of the local party organizations usually do not comply with a strong, disciplined, and bureaucratic party ascribed to it by scholars.
Özet
Özet: Bu makalenin konusu, erken Cumhuriyet dönemi taşrasının siyasi dinamikleridir. Makale, CHP'nin taşra örgütlerini detaylı bir incelemeye tâbi tutarak, erken Cumhuriyet tarihinin henüz keşfedilmeyi bekleyen, CHP'nin taşradaki sosyal tabanından parti içi iktidar ve çıkar mücadelelerine, parti dışındaki yerel toplumsal dinamiklerin parti üzerindeki mücadelelerinden taşrada parti ve mülki idare arasındaki ilişkilere ve partinin, merkezde alınan kararları uygulama kapasitesine kadar bir dizi soruna yönelik bir ön çalışma amacı taşımaktadır. Kemalizmin taşrasına odaklanan bu çalışmanın ilk bulgularına göre, Kemalist elitin ve CHP'nin merkezde yarattığı güçlü, donanımlı, hâkim, homojen ve monolitik resmî imajla partinin taşradaki gerçekliği birbiriyle örtüşmemektedir. Merkezdeki imajının aksine, CHP taşrada yerel toplumsal yapıya gömülü, yerel çıkar gruplarının ve güçlü ailelerin yönlendirmesine açık; taşradaki toplumsal iktidar ve güç mücadelesinin yansıdığı, parti içi rekabetin ve parti dışı gayrı resmî muhalefetin sürekli varolduğu bir mücadele alanı olmuştur. Ayrıca, Kemalizmin taşrasında parti ile devlet idaresi arasındaki ilişki de pek eşgüdümlü ve uyumlu görünmemektedir. Ve son olarak, CHP'nin taşrası, merkezde alınan kararlan hayata geçirme konusunda gerekli altyapıdan yoksundur. Kemalist elitin ideolojisi kadar, hatta onlardan daha fazla, söz konusu bu koşulların 1936'daki parti ve devlet bütünleşmesini zorunlu kıldığı düşünülebilir. Şimdiye dek, erken Cumhuriyet dönemi CHP'si genelde Ankara'daki ve birkaç büyük merkezdeki haliyle değerlendirilmiştir. Kemalist elitlerin merkezdeki hâkimiyetleri, parti merkezinin tüm parti örgütüne ve devlete hâkim olduğu gibi yanıltıcı bir izlenim yaratmıştır. Taşradan bakıldığında ise, tek-parti olarak CHP ne taşradaki örgütüne, ne taşradaki toplumsal dinamiklere, ne de devlet idaresine hâkim bir görünüm arz etmektedir. Partinin taşradaki örgütleri, genel olarak, nüfuzlu ve varlıklı aileler, bu aileler arasındaki ilişkiler ve nüfuzlu toplumsal kesimlerle yerel mülki amirler arasındaki etkileşimler tarafından belirlenmiştir. Partinin taşra örgütleri, yerel düzlemdeki toplumsal çıkar grupları arasındaki ekonomik ve politik güç mücadelesinin bir alanı olmuştur. Bu nedenle, ne parti içi rekabet ve çatışmalar, ne parti dışından gelen muhalefet ve rakip güçlerin parti yönetimine nüfuz etme çabaları eksik olmuştur. Öte yandan taşradaki parti örgütleriyle mülki amirler ve güvenlik güçleri arasında da yerel çıkar ve güç rekabetinin de etkisiyle tam bir uyum, eşgüdüm ve birliktelik sağlaamamıştır. Bilakis, partinin taşra yöneticileri ile devlet idarecileri arasındaki ilişkilerde azımsanmayacak kadar geçimsizlik, anlaşmazlık, sürtüşme ve kavga meydana gelmiştir. Son olarak, partinin ve onun önemli ideolojik aygıtı olan Halkevlerinin taşradaki altyapısı, binaları, araç ve gereçleri, mali imkânları ve işleyişleri de partiyi disiplinli, aktif, otoritenin ve bürokratik işleyişin hâkim olduğu bir yapı olarak tanımlamayı oldukça tartışılır kılmaktadır. Kanımca, otoriter ve Jakoben ideolojiden ziyade, parti işlerinin taşrada etkili bir biçimde yürütülememesi, taşra örgütlerinin yerel çıkarların aracı ve mücadele alanı olması, parti ile devlet aygıtları arasındaki uyumsuzluklar, 1936'da partinin devletle bütünleştirilmesini, devlet idaresi açısından rasyonel ve zorunlu bir hale getirmiştir.