Journals / Toplum ve Bilim / 2011 / Sayı: 122

Yoksulluğun ontolojik kavranışı: Maddi-sembolik süreçler bütünü olarak yoksulluk ve yoksulluk çalışmalarında tekniğin perdesini aralamak

Pages
123–161
DOI
—

Abstract

Bu makale yoksulluk sorununun sosyal bilimlerde saf bir niceliksel sorun haline getirilme tarzını tartışmaktadır. Makalenin birinci bölümü, niceliksel hesaplardan hareket eden yöntemlerin yoksulluk çalışmalarında uygulanmasının, yoksulluğun güncel kavranılışında, kurucu ve perdeleyici olmak üzere iki temel rol oynadığını iddia etmektedir. Bu analizler, yoksullar kitlesinin üretim ve denetim için varlığa getirilişi sürecine katılmanın yanında, siyasal, ekonomik ve sosyal alandaki eşitsizlik sorununu siyasa alanına havale ederek, sorunun siyasal yönünü de perdelemektedir. Makalenin ikinci kısmı, yoksulluğun maddi ve sembolik eşitsizleşme süreçlerinden menkul bir sorun olarak anlaşılması gerektiğini iddia etmektedir. Dolayısıyla yoksulluk, basitçe çözümü sayılar ve kamu siyasası alanında yatan bir epistemoloji ve siyasa sorunu olmak yerine, doğrudan özneleşme süreçlerinde etkiler üreten ontolojik ve siyasal bir sorun olarak anlaşılmalıdır. Bu bağlamda makalenin son bölümünde, yoksulluk, toplumun belirli bir kesimi tarafından mülk edinilen fazlanın üretiminin yanında, eksilik kayıtları tarafından da katedilmiş olan, ilişkisel maddi-sembolik süreçler bütünü olarak yeniden kavramlaştırılmıştır

Özet

Bu makale yoksulluk sorununun sosyal bilimlerde saf bir niceliksel sorun haline getirilme tarzını tartışmaktadır. Makalenin birinci bölümü, niceliksel hesaplardan hareket eden yöntemlerin yoksulluk çalışmalarında uygulanmasının, yoksulluğun güncel kavranılışında, kurucu ve perdeleyici olmak üzere iki temel rol oynadığını iddia etmektedir. Bu analizler, yoksullar kitlesinin üretim ve denetim için varlığa getirilişi sürecine katılmanın yanında, siyasal, ekonomik ve sosyal alandaki eşitsizlik sorununu siyasa alanına havale ederek, sorunun siyasal yönünü de perdelemektedir. Makalenin ikinci kısmı, yoksulluğun maddi ve sembolik eşitsizleşme süreçlerinden menkul bir sorun olarak anlaşılması gerektiğini iddia etmektedir. Dolayısıyla yoksulluk, basitçe çözümü sayılar ve kamu siyasası alanında yatan bir epistemoloji ve siyasa sorunu olmak yerine, doğrudan özneleşme süreçlerinde etkiler üreten ontolojik ve siyasal bir sorun olarak anlaşılmalıdır. Bu bağlamda makalenin son bölümünde, yoksulluk, toplumun belirli bir kesimi tarafından mülk edinilen fazlanın üretiminin yanında, eksilik kayıtları tarafından da katedilmiş olan, ilişkisel maddi-sembolik süreçler bütünü olarak yeniden kavramlaştırılmıştır