Journals / Toplum ve Bilim / 2014 / Sayı: 130
New Turkish woman on the stage of People s Houses: Staging of heterosocial modernities in 1930s and 1940s
- Journal
- Toplum ve Bilim
- Issue
- 2014 · Sayı: 130
- Pages
- 6–35
- DOI
- —
Abstract
In this article I read numerous complaint letters from the 1930s and 1940s in relation to female participation in the People s Houses (Halkevi). I review the tension the heterosocial space of the Halkevi gave rise to; study the practices and discourses of Halkevi members in their attempt to administer the tension; and reflect on their significance for identity negotiation. The article demonstrates the ability of Halkevi members to communicate the tension of heterosocial practices which were supposed to represent a modern lifestyle in the language of conservative populism. In that sense I argue that Halkevi actors were able to accommodate state policies to local conservative realities and actively participate in the formation of social identities.
Özet
Bu yazı 1930lu ve 1940lı yıllarda devletin kadınlarla ilgili ve Halkevleri vasıtasıyla benimsetmeye çalıştığı yeniliklerin tüketimini ve ondan kaynaklanan kimlik idaresi sorunlarını incelemektedir. Bu makalede, CHPye gönderilen şikâyet mektupları ve onları takip eden Parti teftiş raporlarını araştırıp cinsiyet ayrımı uygulanan yerel toplumlarda, kadınların namahrem olarak kabul edilen erkeklerle beraber katıldıkları Halkevi faaliyetleri sırasında ortaya çıkan gerilim ve insanların bu gerilimle yüzleşmeleri sırasında dile getirdikleri ve uyguladıkları pratikleri anlatmakta ve bu pratiklerin toplumsal kimliklerin idaresi ve şekillenmesine dair önemini tartışmaktayım. Kaynaklarda gösterilen gibi Halkevlerinde aktif olan orta ve üst sınıf kadın ve erkekler, kadınlı-erkekli faaliyetlerinden kaynaklanan gerilimi hem dönemin romanlarında hem de 1945ten sonraki dönemin gazetelerinde gözlemlenen muhafazakâr modernleşme (ya da muhafazakâr popülizm) söylemiyle ifade etmiş ve toplumun muhafazakâr görüşlerini uzlaştıran pratiklerle idare etmeye çalışmıştır. 1930lu ve 1940lı yıllarda kentli orta sınıflar modern hayatı simgeleyen pratikleri icra ve ifade ederken muhafazakâr modernizmin dilini kullanıp toplumsal kimliklerin inşasına faal bir şekilde katılmaktaydı.