Journals / Toplum ve Bilim / 2015 / Sayı: 135

Emek piyasasındaki bölünme: Türkiye’de çağrı merkezi sektörü

Pages
74–91
DOI
—

Abstract

Enformasyon ve iletişim teknolojisindeki gelişmeler, çalışma ve istihdam koşullarında değişimleri beraberinde getirmektedir. Otomasyona tabi kılınan işler, uzak coğrafyalara taşınmakta, işletmeler karmaşıklaşarak ağ odaklı hale gelmektedir. Bu süreçte, yeni gelişen sektörlerden biri olarak çağrı merkezleri önem kazanmaya başlamıştır. Türkiye’de çağrı merkezleri, 2005 yılından itibaren özellikle İstanbul dışındaki az gelişmiş bölgelerde çoğalmaları nedeniyle dikkat çekmeye başlamıştır. İlk olarak Erzurum’la başlayan bu süreç diğer az gelişmiş kentlerde de kendini göstermektedir. İstanbul’daki çağrı merkezi firmaları, hem bu tür bölgelerdeki işsizlik sorununu çözmek hem de kendi maliyetlerini düşürmek için böyle bir çözüm yolu geliştirmişlerdir. Bu modelin bir benzerini küresel düzlemde de görmek mümkündür. Gelişmiş ülkelerde rağbet görmeyen çağrı merkezleri, gelişmekte olan ülkelere kaydırılmakta, bu tür ülkelerde çağrı merkezlerine dayalı bir gelişim stratejisi benimsenmektedir. Makalede, bölgesel gelişmeye katkı yapması ve durgunlaşan ekonomiyi canlandırması açısından bir fırsat olarak görülen çağrı merkezleri incelenecektir. Dijital emek biçimi olarak değerlendirilebilecek çağrı merkezlerinin istihdam kriterleri ve bu işyerlerindeki emek gücünün kendi işlerine dair düşünceleri tartışılacaktır.

Özet

Enformasyon ve iletişim teknolojisindeki gelişmeler, çalışma ve istihdam koşullarında değişimleri beraberinde getirmektedir. Otomasyona tabi kılınan işler, uzak coğrafyalara taşınmakta, işletmeler karmaşıklaşarak ağ odaklı hale gelmektedir. Bu süreçte, yeni gelişen sektörlerden biri olarak çağrı merkezleri önem kazanmaya başlamıştır. Türkiye'de çağrı merkezleri, 2005 yılından itibaren özellikle İstanbul dışındaki az gelişmiş bölgelerde çoğalmaları nedeniyle dikkat çekmeye başlamıştır. İlk olarak Erzurum'la başlayan bu süreç diğer az gelişmiş kentlerde de kendini göstermektedir. İstanbul'daki çağrı merkezi firmaları, hem bu tür bölgelerdeki işsizlik sorununu çözmek hem de kendi maliyetlerini düşürmek için böyle bir çözüm yolu geliştirmişlerdir. Bu modelin bir benzerini küresel düzlemde de görmek mümkündür. Gelişmiş ülkelerde rağbet görmeyen çağrı merkezleri, gelişmekte olan ülkelere kaydırılmakta, bu tür ülkelerde çağrı merkezlerine dayalı bir gelişim stratejisi benimsenmektedir. Makalede, bölgesel gelişmeye katkı yapması ve durgunlaşan ekonomiyi canlandırması açısından bir fırsat olarak görülen çağrı merkezleri incelenecektir. Dijital emek biçimi olarak değerlendirilebilecek çağrı merkezlerinin istihdam kriterleri ve bu işyerlerindeki emek gücünün kendi işlerine dair düşünceleri tartışılacaktır.