Journals / Toplum ve Bilim / 2015 / Sayı: 132

The Republic of paradox: Post-war minorities regime and the New Turkey s step-citizens

Paradoks cumhuriyeti: Milletler Cemiyeti'nin azınlıkları koruma rejimi ve yeni Türkiye'nin üvey vatandaşları

Pages
50–77
DOI
—

Abstract

This article focuses on the years after World War I, especially the first decade following the 1923 establishment of the Republic of Turkey, in order to analyze the position of minorities in the developing we of the new nation as projected by its political elite. Situating the discussion in the context of the League of Nations interwar minority protection regime, I demonstrate that the Treaty of Lausanne, which the Ankara government and the Allies signed in July 1923, played an important role in the conflicting treatment that minorities have since received in Turkey. The treaty s minority protection clauses entrenched divisions that had already been formed in the Ottoman Empire during the violence of the preceding decade, including the Armenian genocide. Moreover, reminding Turkish leaders of how 19th-century European imperial powers had used the cause of Ottoman Christians suffering as an excuse to infringe on Ottoman sovereignty, these clauses alarmed the Turkish political elite, especially as the Great Powers themselves were not bound by such minority protection guarantees. The goal of preventing a repeti- tion of this unbalanced international power dynamic, which, according to the new Turkey s leaders, had led to the demise of the Ottoman Empire, engendered paradoxical policies toward non-Muslim Turkish citizens; they have been largely excluded from a Turkness (Türklük) to which they were sometimes included, even forcibly included.

Özet

Bu makale Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki ilk on beş yıllık dönemde ülkenin yeni siyasal elitinin zihin dünyasında inşa edilmekte olan bizin içinde azınlıkların konumunu analiz etmektedir. Konu, Milletler Cemiyetinin mağlup bazı ülkelere dayattığı azınlıkları koruma rejimi bağlamında incelenmekte ve 1923 Lozan Anlaşmasının, o günden bu yana Türkiyenin azınlıklara yönelik temel tutumunun paradoksal ol- masının altında yatan ana nedenlerden biri olduğu iddia edilmektedir. Antlaşmanın azınlıkların korunmasına ilişkin maddeleri, Osmanlı İmparatorluğunda bir önceki on yıl süresince zaten oluşmuş olan ve genelde kanla çizilmiş bölünmeleri daha da pekiştirdi. Dahası, bu maddeler Türk politik eliti için birer tehlike işaretiydi çünkü onlara, 19. yüzyıl Avrupalı emperyal güçlerinin, Osmanlı Hıristiyanlarının uğradığı zulmü nasıl da Osmanlının işine karışmak için bahane olarak kullandığını hatırlatıyordu. Yeni Türkiyenin liderlerinin Osmanlı İmparatorluğunu yıkıma götüren bu eşitsiz uluslararası güç dinamiğinin tekrarlanmasını önlemek gibi bir hedefleri vardı. Dolayısıyla Lozan Anlaşmasının azınlık maddeleri, gayrimüslim Türkiye vatandaşlarına yönelik çelişik tutumlara yol açtı. Azınlıklar, büyük ölçüde dışlandıkları Türklüğe zaman zaman zorla dahil edildiler.