Journals / TESAM AKADEMİ / 2017 / Cilt: 4 - Sayı: 1

Increasing Islamophobia in Europe after the Cold War

SOĞUK SAVAŞ SONRASI AVRUPA’DA ARTAN İSLAMOFOBİ1

Pages
56–95
DOI
—

Abstract

In the polarized system fallen apart afterwards of collapse of the Cold War, the counter enemy of communism needed to be replaced with another foe. Prejudice against Islam and Muslim community in Europe peaked up in the aftermath of September 11 attacks and subsequent terror attacks in Europe. Thus, emerging radicalism created a new enemy by linking intensified economic distress staggering Europe with elevating migration to Europe. In the very same period, unstoppable rise of far-right parties that made a significant contribution in transformation of prejudice into persistent codes conduced that racism to have a new face referred as “Islamophobia” comprised of discriminating and marginalizing discourse such as reckoning members of Muslim societies in Europe as terrorist. It is a fact that the new ideological opposition that could sabotage the common European identity as a effort to prevent conflicts in Europe after the WWII was induced by adverse impacts of globalization process. It is considered that, unless European governments alleviate Islamophobic movement across the EU, conflicts and violent uprisings would continue increasingly in the continent

Özet

Soğuk Savaş'ın bitmesiyle yıkılan iki kutuplu sistemde, karşıt ideoloji olan komünizmin yerine konulması gereken bir düşmana ihtiyaç duyulmuştur. Avrupa'da özellikle 11 Eylül 2001 terör saldırılarının ardından İslam'a ve müslümanlara karşı artan önyargı, Avrupa'da gerçekleşen terör eylemlerinin ardından doruğa çıkmış; 2000'li yılların sonlarında Avrupa'yı sarsan ekonomik bunalımın artan göçmen krizine bağlanmasıyla da radikal bir hale dönüşerek yeni bir düşman yaratılmıştır. Bu dönemde önyargıların kalıcı kodlamalara dönüşmesine katkı sağlayan aşırı sağ partilerin tüm kıtada önlenemez yükselişi de Avrupa'da ırkçılığın yeni bir yüz kazanmasına neden olmuştur. "İslamofobi" olarak tanımlanan bu yeni yüz, Avrupa'da yaşayan müslüman toplulukların fertlerine karşı terörist gözüyle bakma gibi ayrıştırıcı ve ötekileştirici bir söylemi de içinde barındırmaktadır. II. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa'da çatışmaların tekrar yaşanmaması için ortak bir Avrupalı kimliği oluşturma projesini de baltalayacak şekilde üretilen bu yeni ideolojik karşıtlığı, küreselleşme sürecinin olumsuz etkilerinin de tetiklediği bir gerçekliktir. Avrupalı devletlerin ve AB'nin islamofobik hareketleri baskılamaması halinde, kıta genelinde çatışma ve şiddet eylemlerinin artarak devam edeceği de düşünülmektedir. Bu çalışmada da Avrupa'nın kronik bir hastalığı olan ırkçılığın son dönemde islamofobi üzerinden yeniden tırmanışa geçtiği ortaya konmaktadır. Irkçılık üzerinden islamofobinin gelişimi, tarihsel arka planı ve Avrupa'daki siyasi ve ekonomik gelişmelerin islamofobiye olan etkisi de çalışmada analiz edilmektedir