Journals / Şişli Etfal Hastanesi Tıp Bülteni / 2003 / Cilt: 37 - Sayı: 3
Traumatic diaphragm ruptures
- Pages
- 21–24
- DOI
- —
Abstract
Objective: Traumatic diaphragm rupture is an easily missed complication following blunt or penetrating thoracoabdominal injury. Missing of diaphragm ruptures, increases the related complications, morbidity and mortality. Study Design: Between January 1998 - January 2003, 10 patients whom were operated due to traumatic diaphragm rupture were evaluated according to age, gender, occurrence of trauma, clinical symptoms, diagnostic assays, accompanying pathologies, operative findings, repair technique, morbidity and mortality. Results: Nine cases were male and one was female, with a median age of 32 (25-44) years. Occurence of the trauma and accompanying organ injuries are; 6 cases were penetrating injury (3 cases of gunshot wounds with liver and spleen injury, 2 cases of stab wounds with liver and 1 case of stab wound with spleen, small bowel injury), 4 cases were blunt trauma due to traffic accident (2 cases with spleen injury and 2 cases with spleen, small bowel injury). The accurate diagnosis was made in the first attendance in 9 cases and 48 hours after in one case. Laparotomy was performed in all cases without necessity for thoracotomy and diaphragm was primarily repaired in all cases. Two cases had pleural effusion after the operation. All patients have discharged from hospital without complication. Median hospital stay is 9.2 days, mean follow-up period is 10 months. Conclusions: The traumatic rupture of the diaphragm, can easily be missed during the acute period of the trauma. The main and. valuable diagnostic tool is PA chest X-ray. Diagnostic laparoscopy could be performed for evaluation and treatment. The main point for its diagnosis is the consideration of its existence.
Özet
Amaç: Travmatik diafragma rüptürü, kunt ve penetran torakoabdominal yaralanmaları takiben görülen ve kolaylıkla gözden kaçabilen bir komplikasyondur. Diafragma rüptürünün atlanması, buna bağlı komplikasyonları, morbidite ve mortalileyi artırır. Gereç ve Yöntem: Travmatik diafragma rüptürü tanısıyla Ocak 1998 Ocak 2003 tarihleri arasında ameliyat edilen I0 hasta; yaş, cinsiyet, travmanın oluşma şekli, hastanın şikayetleri, tam yöntemleri, eşlik eden patolojiler, ameliyat bulguları, kullanılan onarım tekniği, morbidite ve mortalite açısından değerlendirildi. Bulgular: Hastaların 9'u erkek, 1'i kadındı, ortalama yaş 32 yıl (25-44) idi. Altı hasta penetran, 4 hastada kunt travma sonrası hastaneye başvurmuştu. Travmanın oluşma şekli ve ek organ yaralanmaları; 6 olguda penetran yaralanma (3 hastada ateşli silah yaralanmasına bağlı karaciğer ve dalak yaralanması, 2 hastada delici-kesici alet yaralanmasına bağlı karaciğer yaralanması ve 1 hastada delici-kesici alet yaralanmasına bağlı dalak ve ince barsak yaralanması), 4 olguda trafik kazasına bağlı kunt travma (2 olguda dalak yaralanması, 2 olguda ise dalak ve ince barsak yaralanması) şeklindeydi. Kesin tam 9 hastada hastaneye ilk başvuru sırasında, l hastada ise 48 saat sonra koyuldu. Tüm olgulara torakotomi ihtiyacı olmaksızın, laparotomi uygulandı ve tüm olgularda diafragma primer olarak onarıldı. Ameliyatı takiben 2 hastada plevral effüzyon gelişti. Tüm hastalar şifa ile taburcu edildi. Ortalama hastanede yatış süresi 9.2 gün, hastaların ortalama takip süresi 10 aydır. Sonuçlar: Diafragmanın travmatik rüptürü, travmanın akut döneminde kolaylıkla gözden kaçabilir. PA akciğer grafisi, travmatik diafragma rüptürü tanısında değerli bir araçtır. Tanı ve tedavi için diagnostik laparoskopi yapılabilir. Diafragma rüptürünün tanısında en önemli kriter, rüptür olabileceğinden şüphelenilmesidir.