Journals / The Turkish Online Journal of Design, Art and Communication / 2019 / Cilt: 9 - Sayı: 2

FROM THE SUBJECT OF LIFE TO THE OBJECT OF MEDIUM

YAŞAMIN ÖZNESİNDEN ORTAMIN NESNESİNE

Pages
59–67
DOI
—

Abstract

In today’s world that velovicity of technologic improvements is accelerating day by day, shape of our communication, like all of our daily life practices, is under the influence of staggering novelty and changings. Nevertheless, although this process extends the boundaries of accessibility, it also reinforces the individuality which is under the domination of culture industry. “Selfie”, which means taking the self, also appears as one of the distinct reflections of this transformation. Individual who locate him/herself at the center in a photograph, make all the other things ordinary. Bu this individual, who place him/herself exactly at the center, become disidentified and indistinct as a victim of dedifferentiation ironically. In other words, “self” is absorbed and consumed by mass, and the remain after absorption is nothing but “object of medium”. It’s getting ever harder to talk about punctum of Barthes in one sense and punctum, by turning into stadium, becomes the reason of ordinariness. Within this scope descriptive analysis method has been used and it’s been set out on a trip from Paris, which Atget photographed as purged from people, empty and free in the beginning of the 20th century, to Paris which appears at the background of today’s selfies but becomes “empty” again by the reason of photographs becoming same, and the disappearance of punctum in selfies tried to be examined in the context of selfies with patients in deathbed by hospital personnel or with da Vinci’s Mona Lisa by visitors.

Özet

Teknolojik gelişimin hızının giderek ivmelendiği günümüzde, yaşamımızın tüm pratiklerinde olduğu gibi iletişim kurma biçimlerimiz de sarsıcı yenilik ve değişimlerin etki alanında kalmaktadır. Ne var ki bu süreç bireyin erişebilirliğinin sınırlarını genişletirken, kültür endüstrisinin tahakkümü altında bireyselliği de pekiştirmektedir. Öz'ün çekimi anlamına gelen "selfie" kavramı da bu dönüşümün en net yansımalarından biri olarak karşımıza çıkar. Fotoğrafta kendini merkezde konumlandıran birey, diğer tüm şeyleri sıradanlaştırır. Ancak kendini tam da merkeze yerleştiren birey, ironik biçimde aynılaşmanın kurbanı olarak kimliksizleşmekte ve silikleşmektedir. Diğer bir ifade ile “öz” kitle tarafından emilip tüketilmektedir, çekilen şeyden arta kalan ise “ortamın nesnesinden” başka bir şey değildir. Bir anlamda Barthes'in deyimiyle punctum’dan söz etmek gittikçe zorlaşmakta, punctum studium’a dönüşerek sıradanlığın nedeni olmaktadır. Bu çerçevede betimsel analiz yönteminin kullanıldığı çalışmada; Atget’nin 20. yüzyılın başlarında, insandan arındırılmış, boş ve özgür olarak fotoğrafladığı Paris’ten, günümüz özçekimlerinin arka planında yer alan, ancak aynılaşan fotoğraflarla yine “boş” kalan günümüz Paris’ine doğru tarihsel yolculuğa çıkılmış; hastane personeli tarafından ölüm döşeğindeki hastalar kullanılarak ya da ziyaretçiler tarafından da Vinci’nin Mona Lisa’sı ile gerçekleştirilen özçekimler bağlamında selfie fotoğraflarında punctum’un yok oluşu irdelenmeye çalışılmıştır.