Journals / The Turkish Online Journal of Design, Art and Communication / 2021 / Cilt: 11 - Sayı: 1

THE CINEMA OF POETRY: EDIP CANSEVER’S POETRY CONVERGING TO THE FILMIC IMAGE THROUGH OBJECTIVE CORRELATIVE

ŞİİRİN SİNEMASI: EDİP CANSEVER ŞİİRİNİN NESNEL BAĞLILAŞIM YOLUYLA FİLMSEL İMGEYE YAKLAŞMASI

Pages
64–84
DOI
—

Abstract

The term of objective correlative conceptualized by T.S. Eliot could be described as the way of expression of the poet’s passion, thought, and emotion throughout the objects. The concept is beyond metaphor for many theorists. A single item handled by a poet can absorb the poem's whole sensation and show us a rich analytical field letting to connotational and semiological readings. The break out from the linear, classic, rhymed, or dramatic did not only cause a change in the poetry but also in the cinema of the 20th century, generating the modern face of cinema. The imaginary intensity in the poems of Edip Cansever, who is the authentic figure of the Second New generation in Turkish poetry, creates a relationship allowing for affinities and comparisons with the cinematic image approaching the poem. What makes poetry art is that it irrationally reaches self-meaning. It is both a system of rules and a system for violation of these rules. It looks like a kind of disruption, suspension, or a disproportionate growth in which all the meaning load has concentrated upon a single object. There is an equivalent of objective correlative in cinema: "To tell about something with something else". The place where the meaning is loaded is also the place where it is objectified. It is the place to begin reading, thinking, and analyzing. It has now been an object which gains motion to image both in cinema and poetry. The expressions in the poems of Edip Cansever, which are approaching cinematic images through objective correlative correspond to the cinema of poetry and the poetry of cinema. Therefore, the language of poetry and cinema will become rich due to reciprocal interaction and become open to new meanings. Although structuralism and philosophy are more dominant in the article, literature and cinema history researches are also included as supportive areas.

Özet

T.S. Eliot’un kavramlaştırdığı Nesnel Bağlılaşım (Objective Correlative), şairin coşkuyu,düşünceyi, duyguyu, nesnelere aktararak ifade etme biçimi olarak tanımlanabilir. Nesnel bağlılaşımbirçok kuramcı için metaforu da aşan bir kavramdır. Şairin ele aldığı tek bir nesne şiirin tümduygusunu içine emebilir ve göstergesel açıdan yan anlam okumalarına izin veren zengin bir analizalanı çıkarabilir karşımıza. Lineer, klasik, uyaklı ya da dramatik olandan kopuş sadece şiirin değil20. yy.’ın ilerleyen zamanlarında sinemanın da modernist yüzünü oluşturan bir değişim yaratmıştır.Türkiye’de İkinci Yeni Şiir Akımının özgün ismi Edip Cansever’in şiirlerinde nesnel bağlılaşımağırlıklı imgesel yoğunluk, sinemanın şiire yaklaşan filmsel imgesiyle yakınlıklar kurabileceğimizve karşılaştırmalara gidebileceğimiz ilişkiler yaratır. Şiiri sanat yapan, onun kendi anlamınarasyonel olmayan bir yoldan ulaşmasıdır. Hem bir kurallar sistemi hem de bu kuralların ihlaledilişinin sistemidir. Bir tür aksama, askıya alma ya da tüm anlam yükünün bir obje üzerindetoplandığı orantısız bir büyüme gibidir. Sinemada nesnel bağlılaşımın “bir şeyi başka bir şeyleanlatmak” türünden bir karşılığı vardır. Anlamın yüklendiği yer, anlamın cisimleştiği yerdir.Okumaya, düşünmeye, çözümlemeye başlanacak yerdir. Film görüntüsünde de şiirde de imgelemedevinim kazandıran, artık kendisi olmayan bir objedir bu. Edip Cansever’in şiirlerinde filmselimgeye nesnel bağlılaşım dolayımıyla çok yaklaşan ifadeler, şiirin sineması olduğu kadarsinemanın şiiri olarak da adlandırılabilecek karşılıklar bulur. Böylece şiirin ve sinemanın dilikarşılıklı etkileşim nedeniyle zenginleşecek, yeni anlamlara açılacaktır. Makalede yapısalcılık vefelsefe daha ağırlıklı yer almakla birlikte destekleyici alanlar olarak edebiyat ve sinema tarihiaraştırmalarına da yer verilmiştir.