Journals / Tıp Araştırmaları Dergisi / 2014 / Cilt: 12 - Sayı: 3

AmoebaFrequency and itsRelationship with İnflammation in Patients withUlcerative Colitisin Van Region

Van Yöresinde Remisyondaki Ülseratif Kolit Hastalarındaki Amip Sıklığı ve İnflamasyonla İlişkisi

Pages
131–134
DOI
—

Abstract

Objective:The aim ofthis study is to evaluatethe incidenceofamebiasisin our region, the frequency of amebiasis in patients with ulcerative colitis in remission and its relationship withinflammation markers. Methods: Amoeba adhezinantigeninfaeceswas measured in 84 patients withulcerative colitisin remissionandin 100 patients who admitted to hospital withnon-gastrointestinal symptoms.Results: The prevalence ofamoeba was 9%in the control group whereas 22.6% in ulcerative colitispatients. Seropozitivity of fecal adezin test of ulcerative colitis patients was higher than control group. There was no statistically significant correlation between presence of colonic amebiasis and inflammatory markers. Conclusion: As a result, amoebais monitoredmore frequentlyin remissionin ulcerative colitis patientsthanhealthy subjects, but there was no relationshipbetweenmarkers ofinflammation. Presence of colonic amebiasis may be important in patients with severe ulcerative colitis who also need immunsupressive treatment

Özet

Amaç: Bu çalışmanın amacı bölgemizdeki amebiyazis sıklığı, remisyondaki ülseratif kolitte amebiyazis sıklığı ve bunun inflamasyon belirteçleri ile ilişkisini değerlendirmektir. Metod: Remisyonda olan 84 ülseratif kolit ve gastrointestinal semptom dışı nedenle hastaneye başvurmuş 100 hastanın taze dışkısında amip antijeni bakıldı. Bulgular: Kontrol grubunda amip prevalansı %9, ülseratif kolit grubunda %22.6 saptandı. Amip sıklığı ile inflamasyon belirteçleri arasında ilişki saptanmadı. Sonuç: Sonuç olarak, amip remisyondaki ülseratif kolit hastalarında sağlıklı bireylerden daha sık izlenmekte fakat remisyon döneminde inflamasyon markerleri ile ilişki bulunamadı. Kolonik amebiasis varlığı özellikle ağır aktiviteli ve immunsupresif tedaviye gerek duyan olgularda önemlidir