Journals / Süleyman Demirel Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi / 2015 / Sayı: 34
Angela Carter ın The Werewolf ve Tanith Leenin wolfland başlıklı öykülerinde kırmızı başlıklı kız masalının sözlü geleneğinde bulunan kadınsal öğelerin yeniden canlandırılması
- Issue
- 2015 · Sayı: 34
- Pages
- 153–172
- DOI
- —
Abstract
ABSTRACT Angela Carters The Werewolf (1979) and Tanith Lees Wolfland (1989) are two late twentieth century rewritings of Little Red Riding Hood which revive the feminine perspective found in its oral version through adopting abject representations. The protagonists of these stories travel into the forest in order to identify with their grandmothers represented in abject forms as werewolves. By combining the grandmother and the wolf in a single image, both Carter and Lee eliminate the figure of the male wolf and they introduce this fluid and plural image as a celebration of genealogical inheritance that emphasizes the maternal bond, the transmission of female skills and female knowledge from the grandmother onto the granddaughter, and the union of the self with the other. Thus, they subvert the male - dominated gendered discourse embedded in the literary versions of the tale by Perrault and the Brothers Grimm by liberating female identity from patriarchal authority.
Özet
Angela Carter The Werewolf (1979) ve Tanith Lee Wolfland (1989) başlıklı öykülerinde, Kırmızı Başlıklı Kız masalını, bu masalın sözlü gelenekteki örneğinde bulunan kadın bakışaçısını abject temsiller üzerinden vurgulayarak 20.yy sonlarında yeniden yorumlamışlardır. Bu öykülerin kadın kahramanları, kurtadama dönüşmüş olarak temsil edilen abject büyükanneleriyle özdeşleşmek için ormana doğru yola çıkarlar. Carter ve Lee, erkek kurt figürünü, büyükanneyi ve kurdu tek bir imgede birleştirerek yok eder. Ayrıca, bu akışkan ve çoğul imgeyi anneyle olan bağı, büyükanneden torununa geçen kadınsal beceri ve bilgileri, öznenin ancak ötekiyle bir bütün oluşturabileceğini vurgulayarak soyağacından gelen bir miras olarak sunarlar. Böylece, kadın kimliğini ataerkil otoritenin elinden kurtararak Perrault ve Grimm Kardeşlerin Kırmızı Başlıklı Kız masalında bulunan erkek egemen cinsiyetçi söylemi yıkarlar.