Journals / Amme İdaresi Dergisi / 2011 / Cilt: 44 - Sayı: 3
The idea of evolution in the economics and social theory
- Journal
- Amme İdaresi Dergisi
- Pages
- 1–26
- DOI
- —
Abstract
The paper focuses on the shortcomings of the attempts of applying the idea of evolution to economics and social theory in an uncritical way. First shortcoming is the fact that the notion of evolution is used in the social theory in an undis criminating fashion, without explaining the content of evolution. For the most part, evolutionary notions are meant to be used as metaphors or analogies in the social science, but sometimes they are also expected to act like causal mechanisms to explain social change. However, since they are only metaphors, they cannot carry such burden. Secondly, especially in economics, the notion of evolution is used in an "adaptationist", even a "Panglos-sian " way that emphasizes optimization principle, as in the rational choice theory used in economics. Such uses, coupled with functionalism, leads to an instrumental outlook that emphasizes the "fitness " of every social relation, institution, etc. to some "needs ". Last, but not the least, uncritical application of evolutionary notions to the social world overlooks the importance of human intentionality in social change, and thus making individuals mere "puppets " of some autonomous evolutionary forces.
Özet
Bu makale, evrim düşüncesinin iktisat ve sosyal teorideki kullanımlarının yaratabileceği sakıncalar üzerinde durmaktadır. İlk sakınca, genel olarak sosyal teoride evrim kavramının çoğu kez içeriği ortaya konmadan kullanılması, bunun da belirsizlik yaratmasıdır. Evrimsel eğretileme ve benzetmeler, sosyal dünyayı da açıklayacak nedensel mekanizmalar olarak kullanılmaya çalışıldığından, belirsizliğin artması kaçınılmazdır, ikincisi, özellikle iktisatta, evrimci düşüncenin daha çok "Panglosscu", yani optimizasyon ilkesiyle uyumlu bir biçimde kullanılmasıdır. İşlevselci düşünce ile eşleşen böyle bir kullanım, sosyal bilimin yararını azaltmaktadır, çünkü bu, her sosyal oluşum, ilişki ya da kurumun mutlaka bir işlevi yerine getirdiğini ileri süren "araçsalcı" bir bakış açısına yol açmaktadır. Üçüncüsü de, evrim anlayışının sosyal dünyaya birebir uygulanmaya çalışılmasının, insanın niyetli davranışını gözardı ederek bireyleri içinde yaşadıkları toplumların ya da sosyal ilişki ve değişmelerinin "kuklaları" haline getirme tehlikesini taşımasıdır.