Journals / Bilig / Türk Dünyası Sosyal Bilimler Dergisi / 2011 / Cilt: 17 - Sayı: 58

Being Different in Germany: A Critical Approach towards the Concepts of Integration and Tolerance

Almanya'da Farklı Olmak: Entegrasyon ve Hoşgörü Kavramına Eleştirel Bir Bakış

Pages
173–202
DOI
—

Abstract

This article focuses on the problems related to integration and tolerance, which became more pronounced between the ma-jority and various ethnic groups following the reunification of Germany. The article explores the reasons why minorities face an othering strategy even during these days which mark the fiftieth anniversary of Turkish emigration to Germany. There is still an ambiguity concerning certain familiar concepts em-ployed in arguments about minorities in Germany. This study emphasizes how a clarification in this respect can help to create an egalitarian multicultural environment, suggesting that concepts like acceptance policy and co-existence culture require a critical reading. The study also foresees the possibili-ty of the development of new ideas and theoretical approaches concerning social and cultural policies as long as conceptual clarification is achieved.

Özet

Bu makalede, Almanya'nın birleşmesinden sonra çoğunluk toplumu ile farklı kökenlere sahip azınlıklar arasındaki ilişkilerde öne çıkan entegrasyon ve hoşgörü sorunları ele alınmaktadır. Türklerin Almanya'ya göçünün ellinci yıldönümünün kutlandığı bu yıl, azınlıkların halâ toplumsal ilişkilerde bir ötekileştirme ile karşı karşıya bulunduğu tespitinden yola çıkılarak bunun nedenleri üzerinde durulmaktadır. Öncelikle Almanya'da azınlıklara yönelik tartışmalara alışılagelmiş kavramlarda var olan bir belirsizliğin egemen olduğuna vurgu yapılan çalışmada, azınlıkların çoğunluk toplumu içerisinde eşitlik temelinde yaşayabileceği olası yeni yaklaşımlara günümüzde hâlâ egemen olan nitelendirmelerin engel teşkil edeceği ve dolayısıyla kavramsal boyutta bir belirginleşmenin çok kültürlü toplum olma beklentisine yardım edeceği vurugusu yapılmaktadır. Bu doğrultuda hoşgörü yerine kabul politikaları yanı sıra dışlama sonucuna yol açan önyargılar yerine birlikte yaşama kültürü gibi belirlemelerin ve kavramların eleştirel bir okumayla irdelenmesi gerektiği düşünülmektedir. Kavramsal netliğe bağlı olarak, gelecekte yeni sosyal ve kültürel politikalara dair düşüncelerin ve aynı zamanda kuramsal çalışmaların geliştirilmesinin mümkün olabileceğinin altı çizilmektedir